Anasayfa / Etiket Arşivi: uzun yazılar

Etiket Arşivi: uzun yazılar

Allah Belanı Versin Monopoly!

Bir hayat arkadaşına sahip olabilmek güzel bir lüks. İnsan kendisini “tamamlayacak” gibi duran birini tanımaya başladığında Monopoly’deki Get Out of Jail Free kartını çekmiş gibi heyecanlanıyor. “İşte!” diyor, “sonunda buldum onu!!!! Hayat, çok çektirdin bana ama işte şimdi ağzına sıçtım senin!!!1” Ah be şampiyon, ah be. Ah be diyorum… Bütün o heyecanlanmalar boşa aslında, farkında değilsin. Gel, ben sana oyunun sonunu baştan söyleyeyim: Ne o kart seni hapisten çıkarabilecek, ne oyun sana Dolapdere’den başka bir yerde arazi verecek. Gideceksin, geleceksin ve sürekli aynı duvara toslarken bulacaksın kendini. 

İlişkilerin özeti bu: Tarabya’da varını yoğunu kaybettikten sonra sonra mal gibi 1-1 atıp Yeniköy’deki otelin üzerine bok gibi konmak.

Devamını Oku »

A Tipi ve B Tipi Kadınlar Konusunda Detaylı Bilimsel Analizler ve Türk Kadınının Jeopolitik Yeri

Önceki yazımda A ve B tipi kadınlardan bahsederek bu kadınların biz erkeklerin hayatında yarattığı sorunlara ve ikilemlere kısaca değinmiştim. Hayat tecrübelerimden yola çıkarak kaleme aldığım ve gelecek nesillere bir armağan olarak bıraktığım bu muhteşem eserde, açtığım yolda, gösterdiğim hedefte, homo sapiens sapiens kadınını gayet sade ve anlaşılır bir dille özetlemiş, günlük hayatımızdaki can yakan sorunları da bu çerçevede ele almıştım. Bu yazıyı yayınladıktan sonra, aldığım olumlu tepkilerin yanında, kadınları iki gruba ayırmam ve onları bu kadar basite indireyebiliyor olmam nedeniyle birtakım eleştiriler de aldım. Bu eleştirilerin bir kısmı haklıydı: Kadınlar ikiye ayrılacak kadar basit yaratıklar değildirler. Üzerinde biraz düşündüğümde bu eleştirilere hak verdim. Kadınlara sanırım biraz haksızlık yapmıştım… Onları elbette ki ikiye ayıramayız, bu çok yanlış.

Ama dörde ayırabiliriz.

Devamını Oku »

İnternet Fenomeni Olmak Üzerine…

Geçenlerde blogumun müdaviminden birisi bir barda adamın biriyle konuşurken onun da Üşenen Adam okuru olduğunu öğrenmiş. Gelip bana anlattı kız; bira eşliğinde benim ilişkilere bakışımı konuşmuşlar, bunun üzerinden karşı cinsten kendi beklentileri hakkında tartışmışlar falan. İlginç geldi tabii; sen bir şeyler yaşıyorsun, hayata dair bazı birikimler ediniyorsun, bunları internette insanlarla paylaşıyorsun ve sonunda bunlar Türkiye’nin başka bir noktasında, bir barda, tanımadığın iki insanın muhabbet konusu oluyor. Senin yazılarınla skor üretiyorlar. Hoş bir şey elbette, bir yanıyla insanı mutlu da ediyor. “Yaa sen de mi Red Hot dinliyosun? ^^” demek gibi bir şey bu sanki, bir tür “ortak nokta” gibi hissettim kendimi. Ama bir yandan da korkutucu geldi bu benim için.

Nedenini biraz açayım isterseniz.

Devamını Oku »

Üşenen Adam Olma Rehberi

21 yaşıma kadar arkadaşlarımın, akrabalarımın yurt dışına gitmelerini uzaktan izledim ben. Belki de tek hayalim dünyayı gezmek olduğu halde, ailemin durumu da buna el verdiği halde gidemedim hiçbir yere; yıllarca öyle mahzun mahzun havaalanlarında milleti uğurladık, gelenleri karşıladık. Almanya’da yaşayan iki kuzenim de evlendi, davetiye gönderelim de düğünümüze gelin dediler, biz kalkıp düğünlerine bile gitmedik. Babamın 90’lı yıllarda iş için İtalya’ya gittiğini hatırlıyorum hayal meyal. Galiba bir defa da Almanya’ya gitmiş gençken, orada yaşayan halamları ziyaret etmeye… Sonra? Sonrası yok. Elinde imkan varken yok hem de. Adam makine mühendisi; iyi para da kazanıyor üstelik, ama yaşadığımız hayata bakıyorsun, tam bir işçi hayatı. Adam okumuş mu, okumamış mı belli bile olmuyor; oturma odasının ortasına yer sofrası kurup zeytin peynir yiyerek takılıyoruz. Türkiye’ye, hatta oturduğumuz semtin içine kısılı monoton bir hayat… Bu mudur yani? İnsanlar bu hayatı yaşamak için mi okullara girmek için, mezun olmak için yırtınıyor?

Hani derler ya, “Ulan bizimkiler okumuş olacaktı, önümde rol modelim olacaktı, ben nerelere gelirdim, Koç’u satın alırdım alimallah!” diye… Oğlum bizde hepsinden vardı işte ya. Yemin ediyorum vardı. Eczacısı, doktoru, mühendisi, hukukçusu… Sıra sıra dizerim sana bak, hepsinden var ailede. Ailemin neredeyse hepsi Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden mezun benim. Bir tek annem ev hanımı, onun dışında ailedeki herkes bilmemne teknik, filan üniversite çıkışlı. Üniversitelerin tek başına hiçbir boka yaramadığını gönül rahatlığıyla söyleyebilirim sana. Bunun en yakın şahidiyim ben çünkü, sayfa sayfa anlatayım sana yani. Hani büyütüyorsun ya oralara girmeyi, hani beyninin devrelerini yakana kadar deneme çözüyorsun ya… İşte bizim evde onun en kralından çözmüşünden var. Neye yarar ki? Vizyonun olmadıktan sonra neye yarar? Üniversite dediğin şey bir altın semer yahu. Sen onun imkanlarını dibine kadar sömürmediğin sürece, sonunda çerçeveletip duvara çakacağın bir kağıt parçası veriyor okul sana ancak. Artık o kağıdı rulo yapıp… tüftüf oynarsın, başka ne yapacaksın ki? “Aman iyi bir üniversiteye gireyim…” E, gir, gir de, sen girdiğin gibi çıkacaksan o binadan ne anlamı var ki oraya girmenin?

Devamını Oku »

Yeniden Merhaba Dünya!

Selam millet! Nasılsınız? Umarım herkes iyidir. Bir süredir yazı yazmıyordum, bunun sebebi de bu yeni blog ile uğraşmamdı. Bu yazı şimdi bu süreci anlatacak, hem de detaylarıyla anlatacak. Yazı biraz teknik olduğu için kimilerinize ağır gelebilir. Onlar göz ucuyla bakıp alt bölümlere inebilirler. Blogu olan ve bu konulara ilgisi olan insanlar ise yazıyı okuyabilirler.

Evet… Hazırsanız, yeniden başlıyoruz!

Devamını Oku »

Ateizme Saldıracak Genç Arkadaşlara Tavsiyeler

Tavsiye 1: Ateizmin ne olduğunu bilin.

Ateizm, Tanrı’nın varlığı ile ilgili bir felsefedir ve hiçbir tanrıyı kabul etmemek anlamına gelir. Dünya üzerinde budizm gibi ateist dinler de bulunduğu için ateizmin dinsizlik anlamına geldiğini iddia etmek her zaman tam olarak doğru olmaz. Ateizm, çok kaba ve kısa bir tanımla, dünyanın ve yaşamın ilahi bir güç tarafından yaratıldığını düşünmeyenlerin düşüncesidir.

Ateizm, Tanrı’nın “var olmadığına inanmak” demek değildir, Tanrı’nın “var olduğuna inanmamak” demektir. Dolayısıyla da bir inanç değildir. Ateizmin pek çok çeşitleri vardır. Geçmişte ateizmin savunuculuğunu yapmış bazı önemli düşünürler ateizmi negatif ve pozitif ateizm olarak ikiye ayırmışlardır. Bu ayrıma göre negatif ateizm, Tanrı’nın var olmasını prensip olarak mümkün görmekle beraber, var olduğuna dair hiçbir gerekçe bulunmadığı için Tanrı fikrini reddetmek demektir. Pozitif ateist ise Tanrı’nın var olmasını mümkün görmez; bunu da tanrı kavramının geçerli bir şekilde tanımlanmadığı ve içinde çelişkiler taşıdığı gibi gerekçelere dayanarak yapar. Günümüzde bu tanımlar tanrı tanımının oldukça değişken olmasından dolayı geçerliliğini yitirmeye başlamışsa da, Tanrı inancının reddine dair farklı görüşlerin olduğunu bilmenizde yarar var.

Devamını Oku »

Bana blogger’lardan daha asosyal bir varlık gösterin, dünyayı yerinden oynatayım.

Sert bir giriş oldu ama hak ediyorlar.

Arkadaş, tamam biz de yeri geldi mi efendi gibi evinde oturup Facebook’ta takılan insanlarız; bizler de Cansu’larla, Selin’lerle her cumartesi mekanlara akıp, elinde kadehiyle “ya Tuğçe’ler niye gelmedi?” diye sorarak dans eden Taylan‘lar değiliz… Ama sorarım size eyyyy blogger’lar; hiç mi sosyal hayatınız yok? Hiç mi arkadaşınız olmaz? İnsan içine çıkmaktan utanacak ne yaptınız da kendinizi bu sanal mecraya attınız?

Bakıyorsun, herif beş yıldır blog tutuyor. Beş yılda bu işten para kazanmış mı? Hayır! Statü? Hayır. Hürriyet’ten yazarlık teklifi mi almış? Hayır. Kız mı düşürmüş? Ne münasebet! Ben düzenli olarak bilgisayarı virüs taramasından geçirmeye bile üşenen bir adam olarak bu arkadaşların bu boş işe bu kadar ömürlerini adamış olmalarını anlayamıyorum. Nedir yani? Binlerce insan sizi mi okuyor? Yazılarınızla dünya siyasetine yön mü veriyorsunuz? Kimi blog’larda ciddi ciddi o havayı seziyorum… Herif öyle bir yazıyor ki sanki Türkiye’nin yarısının açılış sayfası herifin blogu! Devamını Oku »

Close
Beğensen ne güzel olur!
Bu sosyal medya hesaplarını takibe alarak blogun gelişimine katkı yapabilirsiniz.