Anasayfa / Etiket Arşivi: Üşenen Adam

Etiket Arşivi: Üşenen Adam

Gelecekteki Ben

Uzun yıllardan beri devam ettirdiğim bir alışkanlığım var: Günlük tutmak. “Günlük” dediysem yanlış anlamayın, günü gününe devam ettirdiğim bir alışkanlıktan bahsetmiyorum. Sadece aklıma estikçe açıp kendime bıraktığım bazı notlardan ibaret bu. Aradan uzun bir süre geçtikten sonra o notları okuyup daha önce neler düşündüğümü ve o anda hangi noktada olduğumu görmeye çalışıyorum. “Çalışıyordum” desek daha doğru olur aslında; uzun zamandır günlüğüme yeni bir şey yazmadım çünkü.

Eskiden bu aktiviteyi o anki hayallerimi ve hislerimi daha sonra hatırlamak için kullanırdım. Bu boşluğu bu blog fazlasıyla doldurduğu için günlüğüme olan ihtiyacım da zaman içinde azaldı. Geçenlerde uzun zamandır açmadığım günlüğümü yeniden açtım, yıllar önce neredeydim ve bugün ne yapıyorum diye şöyle bir gözden geçirmek istedim yazdıklarımı.

Devamını Oku »

Üşücü Hareket Engellenemez!

Bir giyim tarzı, bir müzik türü, bir düşünür, bir müzisyen ya da bir siyasetçi üzerinden kimlik sahibi olmayı her zaman itici bulmuşumdur. Ergenlik yıllarımda bile böyle bir arayışım olmadı. Hiç Atatürkçü, Marksist, Gülenci ya da Süleymancı olmadım mesela. Hiç ülkücü bıyığı bırakmadım, hiç komünist parkası giymedim. Hiç rockçı gibi giyinmedim; lisedeyken, arkadaşlarımın aksine, falanca şarkıcının saçları uzun diye hiç saç uzatmadım. Ergenlik dönemim etrafı gözlemlemek ve gördüklerini aynen taklit eden arkadaşlarıma “ne yapıyor bu gerizekalılar?” bakışları atmakla geçti.

Aynı hissiyatı politik yönelimler için de paylaşıyorum ben. Bana hep itici gelmiştir bu: Birisi senin yerine bir şeyler düşünmüş, bunları kitaplaştırmış, sen aradan yüz yıl geçtiği halde bu fikirler için gençlik çürütüyorsun. Ortaya yeni bir şeyler koymuyorsun da hazırda olan görüşlerden birini seçip o görüşün “koyunu” olmayı tercih ediyorsun. Bunun adı da Marksizm oluyor mesela. Veya Atatürkçülük. Ya da İslamcılık. Adını sen koy. Benim gözümde bu -izm’lerin, -ist’liklerin hiçbirinin birbirinden temelde bir farkı yok. Kemalizm’in ya da Marksizm’in teknik olarak bir Belieber‘lıktan bir farkını göremiyorum mesela. Çünkü her iki durumda da sana pompalanan bir önder kimliği var, günün sonunda sen o “önderin” söylediklerini papağan gibi tekrarlar hale geliyorsun. Ortaya yeni bir şey koymak yok, en fazla var olanı eğip bükmek düşüyor sana. Kendine has bir kimliğin olmuyor, sen bir kişi üzerinden kimlik kazanmaya çalışıyorsun: “Marksistim, Beşiktaşlıyım, Ateistim, şuyum, buyum… Ha, bu arada, adım da Zeki.”

Devamını Oku »

20 Ay Sonra…

Blogumu ilk günlerinden beri takip edenler var. 2012 yılında bir hevesle yazdığım ve sonrasında burada kaderine terk ettiğim ilk yazıyı saymazsak, ilk blog yazımı 20 Haziran 2013 tarihinde yazdığımı söyleyebiliriz. “Hesaplayan adam” olmak istemiyorum ama bu geçtiğimiz hafta sonu blogun 20. ayını devirdiği anlamına geliyor… Dile kolay, 20 koca ay! Bana daha dün gibi geliyor ama burada 1.5 yıldan fazla zaman geçirmişiz. Cümleyi birinci çoğul şahıs ekiyle kurdum, çünkü duygularımı, çıkarımlarımı, düşüncelerimi ve yaşantımı sizlere anlatarak geçirdiğim bu 20 ayın hepsine benimle birlikte sizler de tanıklık ettiniz. Bunun için, blogumu okuyan, Ekşi yazılarımı ve ask.fm hesabımı takip eden, yazılarımı arkadaşlarıyla paylaşan ve -düşüncelerimiz tam olarak uyuşmasa bile- benim ne yapmak istediğimi anlayabilmiş olan herkese bunun için şükran borçluyum. Her Üşü takipçisine hayatıma eşlik ettiği için teşekkür ediyorum… İyi ki varsınız.

Devamını Oku »

Close
Beğensen ne güzel olur!
Bu sosyal medya hesaplarını takibe alarak blogun gelişimine katkı yapabilirsiniz.