Anasayfa / Etiket Arşivi: Tavsiyeler

Etiket Arşivi: Tavsiyeler

Allah Belanı Versin Monopoly!

Bir hayat arkadaşına sahip olabilmek güzel bir lüks. İnsan kendisini “tamamlayacak” gibi duran birini tanımaya başladığında Monopoly’deki Get Out of Jail Free kartını çekmiş gibi heyecanlanıyor. “İşte!” diyor, “sonunda buldum onu!!!! Hayat, çok çektirdin bana ama işte şimdi ağzına sıçtım senin!!!1” Ah be şampiyon, ah be. Ah be diyorum… Bütün o heyecanlanmalar boşa aslında, farkında değilsin. Gel, ben sana oyunun sonunu baştan söyleyeyim: Ne o kart seni hapisten çıkarabilecek, ne oyun sana Dolapdere’den başka bir yerde arazi verecek. Gideceksin, geleceksin ve sürekli aynı duvara toslarken bulacaksın kendini. 

İlişkilerin özeti bu: Tarabya’da varını yoğunu kaybettikten sonra sonra mal gibi 1-1 atıp Yeniköy’deki otelin üzerine bok gibi konmak.

Devamını Oku »

İnternette Verimli Zaman Geçirebilmenin Yolları

İnternette ortalama ne kadar zaman geçiriyorsunuz? 1 saat? Ahahaha, saçmalamayın. 2? Sadece tuvalette 1.5 saatiniz vardır, yemeyin beni. Şuna 6-7 saat desenize en az! Tamam, o saatler nerelerde geçiyor peki? Facebook. Başka? Twitter. Başka? Hürriyet Kelebek falan filan… Ee, desene çöp oldu o saatler! Bana seslenenleri duyar gibiyim: “Ama Üşü, sen de sürekli ask.fm‘desin?” Güzelim, ben kendi ismimin marka değerini arttırıyorum orada. Yarın belki senin üniversitene konuşmacı olarak gelicem, ne biliyosun? Hem ayrıca sen benim dediğimi yap, yaptığımı yapma. 🙂

Peki internette nasıl daha verimli zaman geçirilebilir? İnternette daha “dolu” hangi işler yapılabilir? Facebook’ta kaybettiğimiz zamanların yerine hangi sitelerde zaman geçirmemiz daha yararlı olur? İşte bu yazı tam olarak bununla alakalı olacak.

Devamını Oku »

Üşenen Adam Olma Rehberi

21 yaşıma kadar arkadaşlarımın, akrabalarımın yurt dışına gitmelerini uzaktan izledim ben. Belki de tek hayalim dünyayı gezmek olduğu halde, ailemin durumu da buna el verdiği halde gidemedim hiçbir yere; yıllarca öyle mahzun mahzun havaalanlarında milleti uğurladık, gelenleri karşıladık. Almanya’da yaşayan iki kuzenim de evlendi, davetiye gönderelim de düğünümüze gelin dediler, biz kalkıp düğünlerine bile gitmedik. Babamın 90’lı yıllarda iş için İtalya’ya gittiğini hatırlıyorum hayal meyal. Galiba bir defa da Almanya’ya gitmiş gençken, orada yaşayan halamları ziyaret etmeye… Sonra? Sonrası yok. Elinde imkan varken yok hem de. Adam makine mühendisi; iyi para da kazanıyor üstelik, ama yaşadığımız hayata bakıyorsun, tam bir işçi hayatı. Adam okumuş mu, okumamış mı belli bile olmuyor; oturma odasının ortasına yer sofrası kurup zeytin peynir yiyerek takılıyoruz. Türkiye’ye, hatta oturduğumuz semtin içine kısılı monoton bir hayat… Bu mudur yani? İnsanlar bu hayatı yaşamak için mi okullara girmek için, mezun olmak için yırtınıyor?

Hani derler ya, “Ulan bizimkiler okumuş olacaktı, önümde rol modelim olacaktı, ben nerelere gelirdim, Koç’u satın alırdım alimallah!” diye… Oğlum bizde hepsinden vardı işte ya. Yemin ediyorum vardı. Eczacısı, doktoru, mühendisi, hukukçusu… Sıra sıra dizerim sana bak, hepsinden var ailede. Ailemin neredeyse hepsi Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden mezun benim. Bir tek annem ev hanımı, onun dışında ailedeki herkes bilmemne teknik, filan üniversite çıkışlı. Üniversitelerin tek başına hiçbir boka yaramadığını gönül rahatlığıyla söyleyebilirim sana. Bunun en yakın şahidiyim ben çünkü, sayfa sayfa anlatayım sana yani. Hani büyütüyorsun ya oralara girmeyi, hani beyninin devrelerini yakana kadar deneme çözüyorsun ya… İşte bizim evde onun en kralından çözmüşünden var. Neye yarar ki? Vizyonun olmadıktan sonra neye yarar? Üniversite dediğin şey bir altın semer yahu. Sen onun imkanlarını dibine kadar sömürmediğin sürece, sonunda çerçeveletip duvara çakacağın bir kağıt parçası veriyor okul sana ancak. Artık o kağıdı rulo yapıp… tüftüf oynarsın, başka ne yapacaksın ki? “Aman iyi bir üniversiteye gireyim…” E, gir, gir de, sen girdiğin gibi çıkacaksan o binadan ne anlamı var ki oraya girmenin?

Devamını Oku »

Bu Yazıyı Her Üniversite Öğrencisine Okutun!

Uzun süre yurt dışında yaşamış ve farklı kültürlere ait insanlar tanımış olmamın düşünsel olarak bulunduğum noktaya gelmemdeki katkısını yadsıyamam. Dilini, kültürünü ve adetlerini hiç bilmediğim bir ülkeye gidip orada aylarca kendi başımın çaresine bakabilmek, tanıştığım tüm o yabancı insanlara kendimi kabul ettirebilmiş olmak, yurt dışında kendime yeni bir hayat düzeni kurabilmek… Bütün bunlar geçmişte başarıyla geçtiğim zorlu sınavlardı. Bugün bu tecrübelerin bana kattıklarını fark etmemem mümkün değil. Bunların farkında olduğum için her fırsatta insanlara yurt dışına çıkmayı tavsiye edip duruyorum. Yazılarımı uzun süredir takip edenler hatırlayacaklardır; daha önce seyahat etmenin insana kattığı şeylerle ilgili bir yazı yazmıştım ve bu yazıda Interrail, AGH gibi seçeneklerle kısa süreli de olsa oldukça düşük maliyetlerle yurt dışına çıkabileceğinizden bahsetmiştim. Şu an yazdığım yazıyı da o yazının devamı gibi düşünün; fakat bu sefer kısa süreli seçeneklerden değil, gayet uzun süreli bir tecrübe fırsatından ve bunun nasıl makul bütçelerle halledilebileceğinden bahsedeceğim. Lafı uzatmanın anlamı yok, olayı tek kelimeyle özetlesem yeter: Erasmus!

VgyqmCDF

Uuu beybi!

Devamını Oku »

Sık Ziyaret Ettiğim Bazı Web Siteleri

Bugün ask.fm‘de bana sorulan bir soruydu bu: En çok ziyaret ettiğim web siteleri. 

Elbette sadece Facebook, Twitter ve Ekşi Sözlük’te gezinip, maillerini okuduktan sonra bilgisayarını kapatan bir insan değilim. Neredeyse her gün internet kullanan, cep telefonu ile sürekli olarak internete bağlı olan ve aynı zamanda bilgisayarla ilgili bir mühendislik bölümünden mezun bir insan olarak, takdir edersiniz ki kullandığım pek çok web servisi ve düzenli ziyaret ettiğim pek çok web sitesi var.

Onun için hem bu soruya daha kalıcı şekilde cevap vermek, hem de bilmiyorsanız yeni siteler ve servisler ile sizi tanıştırmak adına cevabını burada blog yazısı olarak yazmaya karar verdim. Hazırsanız başlayalım. Devamını Oku »

Sigarayı Nasıl Bırakırsınız?

Hepimizin sigaraya başlama hikayesi farklıdır. Kimimiz arkadaş çevresinin kurbanı olmuştur, kimimiz de biten bir aşkın. Sonunda çoğumuz bir şekilde gelip bu dumanın esiri oluruz. Yıllar içinde bütün kıyafetlerimiz bu leş kokuyla adeta “lanetlenirken”, dişlerimiz ve ciğerlerimiz yavaş yavaş sarararak kanser olacağımız o günün her gün biraz daha yaklaştığını bize fısıldarlar…

Bu sesi de ne kadar duyarız, orası ayrı. Devamını Oku »

Close
Beğensen ne güzel olur!
Bu sosyal medya hesaplarını takibe alarak blogun gelişimine katkı yapabilirsiniz.