Anasayfa / Etiket Arşivi: gelecek

Etiket Arşivi: gelecek

Gelecekteki Ben

Uzun yıllardan beri devam ettirdiğim bir alışkanlığım var: Günlük tutmak. “Günlük” dediysem yanlış anlamayın, günü gününe devam ettirdiğim bir alışkanlıktan bahsetmiyorum. Sadece aklıma estikçe açıp kendime bıraktığım bazı notlardan ibaret bu. Aradan uzun bir süre geçtikten sonra o notları okuyup daha önce neler düşündüğümü ve o anda hangi noktada olduğumu görmeye çalışıyorum. “Çalışıyordum” desek daha doğru olur aslında; uzun zamandır günlüğüme yeni bir şey yazmadım çünkü.

Eskiden bu aktiviteyi o anki hayallerimi ve hislerimi daha sonra hatırlamak için kullanırdım. Bu boşluğu bu blog fazlasıyla doldurduğu için günlüğüme olan ihtiyacım da zaman içinde azaldı. Geçenlerde uzun zamandır açmadığım günlüğümü yeniden açtım, yıllar önce neredeydim ve bugün ne yapıyorum diye şöyle bir gözden geçirmek istedim yazdıklarımı.

Devamını Oku »

D) Hiçbiri.

Beni sürekli takip eden insanların olduğunu bilmek çok garip bir his. Hiç tanımadığım yüzlerce insana karşı bir tür “sorumluluk” üstlenmişim gibi geliyor bazen. Yazılarımı okumaktan keyif alan ve sürekli yeni şeyler yazmamı bekleyen bir grup insan var ve sık sık yazı yazıp onları “beslemediğim” zaman sanki onları hayal kırıklığına uğratıyormuşum gibi hissediyorum. Birebir aynı şekilde düşünmüyoruzdur, eminim, ama ortak bazı hisler bu insanlarla bizi birbirimize bağlıyor. Örneğin manevi konulardaki düşüncelerimi saçma bulan bir kız vardır orada belki, ama yine de farkımı takdir ediyordur bu kız, cesaretimi beğeniyordur. Kendisi de aynı cesarete sahip olmak istiyordur, bu yüzden yazılarımı okumak ona bu anlamda güç veriyordur. Şimdi bu kızı nasıl yarı yolda bırakabilirsin ki? Nasıl yazmazsın? Bu kız ya da ona benzer hislere sahip bir sürü adam dururken, nasıl dersin, “ben sıkıldım, gidiyorum” diye… Diyemiyorsun işte.

Gelin, nasıl ve neden diyemediğimin hikayesini anlatayım sizlere.

Devamını Oku »

20 Ay Sonra…

Blogumu ilk günlerinden beri takip edenler var. 2012 yılında bir hevesle yazdığım ve sonrasında burada kaderine terk ettiğim ilk yazıyı saymazsak, ilk blog yazımı 20 Haziran 2013 tarihinde yazdığımı söyleyebiliriz. “Hesaplayan adam” olmak istemiyorum ama bu geçtiğimiz hafta sonu blogun 20. ayını devirdiği anlamına geliyor… Dile kolay, 20 koca ay! Bana daha dün gibi geliyor ama burada 1.5 yıldan fazla zaman geçirmişiz. Cümleyi birinci çoğul şahıs ekiyle kurdum, çünkü duygularımı, çıkarımlarımı, düşüncelerimi ve yaşantımı sizlere anlatarak geçirdiğim bu 20 ayın hepsine benimle birlikte sizler de tanıklık ettiniz. Bunun için, blogumu okuyan, Ekşi yazılarımı ve ask.fm hesabımı takip eden, yazılarımı arkadaşlarıyla paylaşan ve -düşüncelerimiz tam olarak uyuşmasa bile- benim ne yapmak istediğimi anlayabilmiş olan herkese bunun için şükran borçluyum. Her Üşü takipçisine hayatıma eşlik ettiği için teşekkür ediyorum… İyi ki varsınız.

Devamını Oku »

Bilgisayar Mühendisi Olmak: Kendi Hayatımı Nasıl Yaktım?

Bilgisayarla ilk tanışmam 1996 yılında dayımın evinde oldu. Tanışma dediğim olay da iki tık Mayın Tarlası attırıvermekten ibaretti gerçi, büyütülecek bir şey yok yani. “Bilgisayar mühendisi olacağım” diye tutturmuştum, “bak Fatih, bu bilgisayar” dediler, iki tıkladık, mayın patladı, süklüm püklüm döndük eve. Bu kadar yani, hikaye bu. Babamın eve bilgisayar almayacağını bildiğinden ve konunun ilgimi çektiğini fark ettiğinden oyalanayım diye bir tane de bilgisayar dergisi hediye etti dayım evden çıkarken. BYTE dergisi. Kapağında “ActiveX1: Sır çözüldü” gibi bir şey yazıyordu derginin. “Aktivix ne amk” diye baktım kapağına mal mal, Mayın Tarlası oynamak istiyordum ben, aktiviks neydi amk, sikmişim aktiviksini, bilgisayar verin bana, oyun oynıycam ben diyordum içimden.

Sonra hayatımız oldu ActiveX.

*

Devamını Oku »

Kendini Gerçekleştirebilmek Üzerine…

Şöyle anonim bir soru geldi biraz önce:

Mehmet Pişkin’in intihar notunu izleyince biraz korktuğunu söylemiştin, o yaşa geldiğinde o durumda olmaktan… Şu an yaşamanın amacı ne peki? Öldükten sonra oyunun bittiğini söyleyen biri oyunu neden oynar? Bu sorunun cevabını çok merak ediyorum. Soru biraz garip olacak ama sen neden yaşıyorsun?

Cevap vereyim, kendimi gerçekleştirmek için. Çok açık söyleyeyim, şu anda kendimi ne kadar tanıyorum bilmiyorum. Hayatım minik başarılar ve b ü y ü k başarısızlıklarla dolu. Ailemden yeterince destek alamadan, yalnız başıma çıktığım bir yolda yürüyorum ve dünyada devirdiğim neredeyse 25 yılın ardından henüz kendimi, sınırlarımı, hayallerimi, beni mutlu eden ve mutsuz eden şeyleri, sevdiğim kadın tipini, sevdiğim arkadaş tipini…. kısacası kendimle alakalı hiçbir şeyi doğru dürüst tanıyabildiğimi zannetmiyorum. Kendimi anladığımı sanıyordum aslında yakın bir zamana kadar ama her geçen gün başka bir şok yaşıyorum bu konularda. Bu yüzden bir süredir kendimden çok da emin davranmamak üzerine bir reaksiyon geliştirdim sanırım. Bugün 24 yaşındayım, siber güvenlik alanında kurumsal şirketlere danışmanlık hizmeti veriyorum ama 34 yaşındayken yine bu işle uğraşacak mıyım, emin değilim. İşimi sevmiyorum diyemem, sabahları işe pek çok insan gibi “lanet olsun” diyerek gitmediğim de ortada; ama yine de yaptığım işi o kadar çok seviyor muyum, ondan da emin değilim. Etrafımda uygulama geliştiren, programlama dili öğrenen, sertifikalara sulanan, teknik bilgilere abanan, gece 3’te müşterinin sitesinde güvenlik açığı bulup müşteriye bilgilendirme maili atan, Pazar günü kahvaltı saatinde “böyle güvenlik açığı olur mu yaa” diye şirket mailinden çalışanlara makale paylaşan insanlar görüyorum ve kendimi başından beri bir türlü bu dünyaya ait hissedemedim. Devamını Oku »

Close
Beğensen ne güzel olur!
Bu sosyal medya hesaplarını takibe alarak blogun gelişimine katkı yapabilirsiniz.