Anasayfa / Etiket Arşivi: cehalet

Etiket Arşivi: cehalet

Ailelerimiz Tarafından Anlaşılamamak Üzerine…

Okulu bitirdikten sonra babamın beni yanına çağırıp söylediği cümleyi unutamıyorum: “2 şey kaldı oğlum: İyi bir iş, iyi bir eş.”  “Ah be baba, ben nerdeyim, sen nerdesin” de diyemiyorsun ki adam böyle şeyler söylediğinde, he diyorsun, geçiyorsun. Adam öyle görmüş, öyle alışmış, doğru olarak onu bellemiş neticede. Ne benim evlilikle, bağlılıkla ilgili düşüncelerimden haberdar, ne hayatımda birinin olup olmadığından, ne de ideallerimden. 2014’te yaşamıyorlar ki. Hayır, anlatsan, “baba zaten hayatımda biri var” desen, bu sefer “getir bir görelim” diyecek, kızı müstakbel gelin tribine sokup el öptüre öptüre gezdirecekler evin içinde leş gibi. Bluzla muluzla tanıştığım, Starbucks’larda buluştuğum, beraber kırmızı şarap yudumlayıp Doğu Avrupa sineması hakkında atıp tutuştuğum caanım kızı iki dakikada Türkmen beyi eşine çevirecekler en yöreselinden. Yörük yörük dolandıracaklar kızı evde. “LANET OLSUN SUSUUUN!!” diye bağıracaksın içinden ama bir şey de söyleyemeyeceksin kırmamak için. Öylece hürpletilecek Türk kahveleri, yenilecek kuruyemişler. Her gün yeni bir facepalm projesi gibi.

Yok baba, kalsın.

Devamını Oku »

Aşk Cephesinde Yeni Bir Şey Yok.

Uzun süredir yoktum buralarda. Elbette ask.fm sayfamda geyiğe devam ediyordum ama buraya girmek için gerekli enerjiyi, yaratıcı ruhu, hissiyatı… artık adına ne derseniz, gücü, bulamamıştım kendimde. Siteye giriş yap, WordPress sürümünü güncelle, eklentileri güncelle, daha önce yazdığın taslak yazıları oku, “olmamış ki bunlar amına koyim” de, yeni yazı bölümüne gir, bembeyaz bir yazı kutusuyla karşı karşıya kal… Ee? Ne yazacaksın peki? Ağustos sonunda yaptığın Malta seyahatini mi? Seriously?! Bıkmadın mı gezdiğin yerleri yazmaktan Üşü? Yedin, içtin, sıçtın işte. Paceville’in altını üstüne getirdin, OK. Yiyişmeler, dans etmeler, bol içki… Tamam. Bir tane İspanyol kız oldu en son. Ahaha. Tamam tamam, bir saniye. Anlatılabilirmiş harbiden. İspanyol kızının tadını da özlemişim, malum. ^ ^ Aşksın Latin kızı. ^ ^

İlk büyük hırsızlığını yaptın, 20 euro çalarak.

– Ne?! Üşü?! Hrszlkmı?! İnanmıyrm doğrumu bu .s

Evet tatlım, çok zevkliydi. ^ ^ Anlatırım sonra, hikayesi cidden komik… Neyse, falan filan işte. Rulet masasında yaptığın vurgunlar, kazandığın euroları aynı gece son centine kadar sağa sola içki ısmarlayarak tüketmeler, 24’lü vodka shotlar, arkadaşlarla bol makara, 9 gecede 9’da 9 sarhoşluk, akabinde sesin hiç ses çıkmayacak şekilde kısılması, o halde bile kızlara yazmaya çalışmalar, tatilin bitmesi, havaalanına giden otobüs, dönüş uçağında gözlerden süzülen birkaç damla depresyonik gözyaşı ve Türkiye’ye dönecek olmanın verdiği tarif edilemez hüzün… Her zamanki gibi bir tatildi işte.

Zaten her şey ondan sonra başladı.

Devamını Oku »

Gurbet Zordur Üşü!

Buraya ait değilim ben. Ciddiyim… Burası orası değil. Laaps diye girdim konuya ama, bu gerçeği evire çevire ifade etmek de pek mümkün değil. Kendi doğamda değilim ben. Hani belgesel izlersin ve anlatan kişi der ya, “Bu tür hayvanlar genellikle filan kıtanın falanca ormanlarında yaşar” diye. İşte ben kendi ormanımda değilim gibi hissediyorum kendimi. Yılda bir iki sefer, o da oldukça kısa süreyle, ait olduğum yerlere adımı atıyorum; deriiiin bir nefes çekiyorum içime orada, hörgücüme depolar gibi depoluyorum içime medeniyetin havasını; sonra gelip yine ölüm. Bu siktiğim çomaryasında; dışarıya çıktığımda, sabah otobüs kovalarken, öğlen hızlıca müşteriye rapor paylaşırken, akşam trafik çilesinin içinde boğulurken…. Her an, her dakika, her saniye bir kez daha fark ediyorum bu gerçeği: Ben buraya ait değilim.

Devamını Oku »

Astroloji Safsatasına İnanmamak İçin Tek Neden…

Hemen hemen her gazetenin içinde görmeye alıştığımız köşelerdir astroloji köşeleri. O gazetede yazı yazma şansını ve daha önemlisi astroloji uzmanlığı titrini nasıl elde ettiğini bilmediğimiz bir tip, her sabah gazetedeki köşesinde günümüzün nasıl geçeceğiyle ilgili yorumlar yapar ve bize çeşitli tavsiyelerde bulunur. Aşağı yukarı şu minvalde yazılardır bunlar:

Aşk hayatında bu sıralarda radikal kararlar almaktan kaçınmalısın. Unutmamalısın ki fırtınalı günlerin ardından güneş çıkacaktır. İş hayatındaki tatminsizliklerin seni üzmesin. Değerini bilenler her fırsatta yanında olacaklardır. Gideceğin yolu bilerek seçiyorsan kaybetmeyeceğini de biliyorsundur.

Bu metinleri gazetemizin bir köşesinde görmeye gözlerimiz öylesine alışmıştır ki, neredeyse hiçbirimiz bunların varlığını yadırgamayız. Hatta kimilerimiz bu köşeleri merakla okur ve takip eder. Benim buna bir diyeceğim yok. İsteyen bu köşelerdeki tavsiyelere kulak verebilir, hatta altınlarını bozdurup Zimbabwe dolarına falan bile yatırabilir. Bu, kişinin kendi manyaklığıdır. Benim yazım bu kişileri inançlarından dolayı eleştirmek üzerine olmayacak; bu saçmalıklar üzerinden halkı dolandıran düzenbazların ipliğini pazara çıkarmak üzerine olacak.

Devamını Oku »

Dışa Kapalı Türkiye, Dış Kapının Dış Mandalı Kapıkule

Mantıklı nedenlerle karşı çıkılsa anlarım; ama Avrupa Birliği’ne körü körüne karşı olan, Batılılara anlamsız bir nefret duyan insanları anlamakta gerçekten güçlük çekiyorum. “Avrupalılar şemsiyeyi pencerelerden sokaklara döktükleri boklar yüzünden icat etmişler!” falan diyerek Batı toplumlarını küçümsemeye çalışan, yıllarca Batı’nın gerisinde kalmanın ezikliğinden bu şekilde kurtulduğunu zanneden ilginç insanlar var bu ülkede. Oysa durup biraz düşünebilseydik, bugün elimizdeki pek çok kazanımı -oturduğumuz apartmanlardaki doğal gaz borularının durup dururken havaya uçmamasını dahi- AB ile yürütülen müzakereler sayesinde sahip olabildiğimiz bir tutam AB standardına borçlu olduğumuzu görebilirdik. Fakat bunu göremeyen insanlar yüzünden 1963 yılından bu yana Avrupa Birliği kapısında keriz gibi bekletiliyoruz.  Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyelik sürecinde geldiği son durumdan haberdar mısınız bilmiyorum. İsterseniz ben 2005 yılından bu yana gelinen noktayı size kısaca özetleyeyim: 2013 yılı itibariyle, üyelik müzakerelerinde açılması gereken 33 fasıldan henüz yalnızca 13’ü açılabildi. Bizden iki yıl önce üyelik başvurusu yapan Hırvatistan ise geçtiğimiz aylarda AB’nin 28. üyesi olmayı başardı! Elbette bu başarısızlığın bahanesi de hazır: “Bizi aralarına almıyorlar; çünkü Avrupa Birliği Müslümanlara karşı!” Oysa neresinden bakarsan bak, ortada büyük bir çuvallama söz konusu; fakat bu şikayet toplumda gür bir şekilde seslendirilmeyince bunu söylemenin de pek bir kıymeti harbiyesi kalmıyor tabii ki. Sokaktaki insanlara “AB politikamız berbat, yıllardır AB’ye giremiyoruz… Ne düşünüyorsun?” diye sorulduğunda, “Avrupa’da da gıriz var, orda da iş yokku!” deyip geçiyor adamlar. Sokaktaki insanların pek çoğunun AB’ye katılmanın ülkeye katacaklarından haberi yok. Yalnızca bugünü düşündüğümüz için, kimsenin gözü kendi çıkarından başka hiçbir şeyi görmediği için burada böyle tıkandık kaldık işte.

20091220010439yajbrljjxofjhji

Fasıl mı dedin?! Ahaay canım benim bee! Dert ettiğin şeye bak!

Devamını Oku »

Ateizme Saldıracak Genç Arkadaşlara Tavsiyeler

Tavsiye 1: Ateizmin ne olduğunu bilin.

Ateizm, Tanrı’nın varlığı ile ilgili bir felsefedir ve hiçbir tanrıyı kabul etmemek anlamına gelir. Dünya üzerinde budizm gibi ateist dinler de bulunduğu için ateizmin dinsizlik anlamına geldiğini iddia etmek her zaman tam olarak doğru olmaz. Ateizm, çok kaba ve kısa bir tanımla, dünyanın ve yaşamın ilahi bir güç tarafından yaratıldığını düşünmeyenlerin düşüncesidir.

Ateizm, Tanrı’nın “var olmadığına inanmak” demek değildir, Tanrı’nın “var olduğuna inanmamak” demektir. Dolayısıyla da bir inanç değildir. Ateizmin pek çok çeşitleri vardır. Geçmişte ateizmin savunuculuğunu yapmış bazı önemli düşünürler ateizmi negatif ve pozitif ateizm olarak ikiye ayırmışlardır. Bu ayrıma göre negatif ateizm, Tanrı’nın var olmasını prensip olarak mümkün görmekle beraber, var olduğuna dair hiçbir gerekçe bulunmadığı için Tanrı fikrini reddetmek demektir. Pozitif ateist ise Tanrı’nın var olmasını mümkün görmez; bunu da tanrı kavramının geçerli bir şekilde tanımlanmadığı ve içinde çelişkiler taşıdığı gibi gerekçelere dayanarak yapar. Günümüzde bu tanımlar tanrı tanımının oldukça değişken olmasından dolayı geçerliliğini yitirmeye başlamışsa da, Tanrı inancının reddine dair farklı görüşlerin olduğunu bilmenizde yarar var.

Devamını Oku »

Evrim, Bilim ve Cahillik Üzerine…

Geçen gün arkadaşlarımla her zaman buluştuğumuz kafede otururken, babasının üniversiteye girene kadar kılmadığı namazlarını kazalamayı o gün itibariyle bitirdiğini söyledi masadakilerden biri.

“Ne kadar sürdü kılması?” diye sordu oradakilerden bir çocuk. Arkadaş cevapladı: “Bir yıl falan.”

– Ne? Bir yıl mı?! Oha, o kadar tutmaz lan.

Nah tutmaz!

– Nereye tutmuyo lan? Tutar, dedi arkadan başka birisi.

– Tutmaaz.

– Giriyon mu? Tutar kanka.

– Hayatta tutmaz o kadar.

– E, hesaplayın .mına koyim!

“Hay s.kiyim yaa,” diye geçirdim içimden, “yine başlıyoruz.” Devamını Oku »

Cehalet genellikle bilgi sahibi olmaktan daha çok özgüvene…

tumblr_m9bltbcql11rbj6m8o1_1280[1]Cehalet, genellikle bilgi sahibi olmaktan daha çok özgüvene sebep olur.

Charles Darwin

Dünyanın sorunu akıllı insanlar şüphelerle doluyken aptalların özgüvenle…

Dünyanın sorunu, akıllı insanlar şüphelerle doluyken aptalların özgüvenle dolu olmasıdır.

Bertrand Russell

Close
Beğensen ne güzel olur!
Bu sosyal medya hesaplarını takibe alarak blogun gelişimine katkı yapabilirsiniz.