Anasayfa / Seyahat, Gezi ve Interrail / Türk! Interrail, Dolaş, Güven.

Türk! Interrail, Dolaş, Güven.

2013 yazında Doğu Avrupa ülkelerini kapsayan bir aylık bir Interrail turuna çıkmıştım. (Vay anasını, neredeyse iki yıl olmuş!) Ondan bir sene önce de Batı Avrupa başkentlerini gezmek için 10 günlük bir Interrail turu yapmıştım. İlk yolculuğa çıkışım esnasında henüz blog yazarlığı yapmıyordum, ama ikincisini gerçekleştirirken yola çıkmadan önce, yolculuk esnasında ve yurda döndükten sonra yaşadıklarımı, yaptıklarımı ve sahip olduğum bütün bilgileri okurlarımla sürekli paylaşmaya çalıştım. Blogda Interrail etiketi ile arama yaparsanız bu konuda onlarca yazı bulabilirsiniz. (Özellikle “10 Soruda Interrail: Interrail Planım İle İlgili Her Şey!” başlıklı yazıyı okumanızı öneririm.)

Takip edenler fark etmiştir; bir süredir vakitsizlikten dolayı yazı yazamıyordum. Hazır elimi atmışken bilgilendirici bir yazıyla geri dönmek istedim. Yaz aylarına girmekte olduğumuz şu güzel günlerde Interrail dosyasını yeniden açalım diyorum. Hem yapacak olanlara tecrübelerimi aktarmış olayım, hem de bilmeyenler duymuş olsun.

İlk olarak Interrail nedir onu paylaşalım; bilen var, bilmeyen var.

Interrail nedir?

Tanımı direkt olarak TCDD resmi web sitesinden alalım:

Avrupa Demiryolları İşletmeleri tarafından uygulanan, gezginlere ucuz ulaşım olanağı sağlamayı amaçlayan bir pas bilet uygulamasıdır. Aynı biletle, istenen yerde ve zamanda istenen trene binme olanağı sağlar.

Kısacası, çeşitli yaş gruplarına, çeşitli ülkeleri ve bölgeleri kapsayan bir bilet sistemi bu. Diyelim ki 1 ay süreli bir global pass satın aldınız; bu, Interrail üyesi olan ülkelerdeki tren seferlerinin pek çoğuna ücretsiz ya da çok küçük bir ek ücret karşılığında binebileceğiniz anlamına geliyor.

Örnek bir Interrail bileti. Bu gördüğünüz bilet 10 gün içinde 5 gün kullanılabilen bir bilet. Her kullanışınızda kullandığınız günü yazıp biletçiye kaşeletiyorsunuz.

Örnek bir Interrail bileti. Bu gördüğünüz bilet 10 gün içinde 5 gün kullanılabilen bir bilet. Her kullanışınızda kullandığınız günü yazıp biletçiye kaşeletiyorsunuz.

Ben ilk Interrail deneyimimde yolculuğuma Milano’dan başlamıştım. Oradan Paris’e geçtim, birkaç gün kalıp Brüksel’e gittim. Ardından sırasıyla Almanya ve Hollanda’yı gezdim ve sonunda o dönemde yaşadığım Madrid’e geri döndüm. Yola çıkmadan önce planımda Brüksel yoktu; Paris’teki son günümde kalacak yer bulamadığım için “gidip Belçika’da kalayım bari” dedim ve ilk trenle Brüksel’e geçtim. Interrail bileti size bu özgürlüğü sağlayan muhteşem formülün adı işte. Size “genç olduğunuzu hissettiren” çok güzel bir ayrıcalık. Prag’dasınız ve ertesi gün Varşova’yı mı görmek istiyorsunuz? Hiç sorun değil, hemen ilk trene atlayın ve rahatça bir sonraki şehre geçin.

Eminim kafanızda pek çok soru işareti oluşmuştur. İsterseniz yazının devamına sık sorulan bazı sorulara cevap vererek devam edelim.

Sık Sorulan Sorular

1) Fiyatlar ne durumda?

Gençtur’un sitesinden detaylı bilgiye erişebilirsiniz: http://ulasim.genctur.com.tr/interrail-pass-bilet-ucretleri. Şu anda 26 yaş altı için 1 aylık biletin fiyatı 1200-1300 lira civarında. Daha kısa süreli biletler de mevcut. 

2) Bilet dışında diğer masraflar neler olabilir?

Kalacak yer en önemlisi. Bunu Hostelworld.com, Booking.com tarzı sitelerden hallediyorsunuz. Onun dışında Couchsurfing ve benzeri sitelerde gidilecek şehirde evinde ücretsiz konaklayabileceğiniz insanları bulabilirsiniz. Havaların güzel olduğu dönemlerde çadır kurup diğer gezginlerle beraber kalmanız da mümkün. Kalacak yerden sonra yeme içme derdi başlıyor. Biz her gittiğimiz yerde McDonalds’a gitmeyi seçmiştik. Daha uygun ya da daha pahalı seçenekler  de mevcut elbette. Bunlar dışında şehirlerde ne yapmak istediğinize bağlı olarak harcamalarınız çeşitlenebilir, tamamen size kalmış. Müze gezmek istiyorsanız müze ücretleri, gece hayatına bakmak istiyorsanız alkol ücreti gibi ekstralar katılacak işin içine. Fakat her şekilde paket turla gezmekten uyguna gelecektir.

3) Hangi şehirde ne kadar harcama yaparım?

Şehirdeki fiyatları yaklaşık olarak öğrenmek için Numbeo’dan bakabilirsiniz: http://www.numbeo.com/cost-of-living

4) Başka ne çeşit kaynaklar var?

Facebook’taki Interrail gruplarını takip edebilirsiniz: https://www.facebook.com/interrailturkiye

5) Para işini nasıl hallediyorsun?

Banka kartından çekebilirsin, ya da yanında nakit götürüp sıfır komisyon yazan yerlerden çevirebilirsin. Yanınızda aşağıdakine benzer bir bel çantası götürürseniz, pasaportunuzu, kartlarınızı ve paranızı bunun içinde taşıdığınız takdirde çalınma riskini çok büyük oranda azaltırsınız:

Travel-Blue-Ultra-Slim-Bel-Cantasi-Siyah-_21341_1

Sar belune belune de Interrail kuşağı 🙁

6) Yanımda başka neler götürmeliyim?

Biz çanta işini Mercan Yokuşu denen yerde halletmiştik. Büyük bir çanta götürmenize gerek yok. Erkekler için konuşuyorum; yaz ayları için iki gömlek, 4-5 tişört, bir pantolon, bir şort, pijama, terlik, mayo şort, iki ayakkabı (bir yürüyüş, bir gece ayakkabısı), soğuk havalar için ince bir hırka, çorap ve boxer alsanız yeterli. Ben abartıp 4 pantolon, beş gömlek falan götürdüm ve eşşek ölüsü gibi taşıdım onları sırtımda. Halbuki hiç gerek yok, çantanızı mümkün olduğu kadar hafif tutun, kirlenirse çok uygun fiyatlara etraftaki dükkanlardan laundry hizmeti alabilirsiniz. Zaten biraz kirden bir şey olmuyor, yeri geliyor trenin koridorunda uyuyorsunuz, bu yolculukların tadı böyle çıkıyor. Ben çok temizliğine düşkün biriyim ama bu yolculuklarda asıl önceliğin insanlarla tanışmak ve farklı kültürler görmek olduğunu unutmayın. Bu konuya en çok Türkler takılıyor.

Tren istasyonlarında locker denen dolaplar var. Bir euro civarı bir ücret ödeyip 24 saatliğine o dolabı kiralıyorsunuz. Çantanızı bu dolaba atıp şehirde rahatlıkla gezebilirsiniz. Önemli eşya ve dökümanlarınızı bel çantanızda taşıyıp sırt çantanızı kilitli dolaplarda saklamanız özellikle günübirlik gezilecek yerlerde büyük rahatlık sağlıyor.

Interrail Çin'e de olsa gidiniz. - Hz. Üşü. :(

Interrail Çin’e de olsa gidiniz. – Hz. Üşü. 🙁

7) Seyahat planını nasıl yapmamızı önerirsin?

Öncelikle bu konu maddi durumunuzla ve seyahatten beklentilerinizle direkt olarak ilişkili. Mesela ben “müzelerin amk” dedim ve bir tek müze bile gezmedim. Onun yerine çok afedersiniz at gibi içtim. Biz Doğu Avrupa ülkelerini gezmiştik ve buralarda Euro kullanılmıyor, çoğu ülkenin parasının değeri bizden düşük ya da bize denk. Buna ek olarak alkol fiyatları da uygun. Biz şehrin en işlek parkına gidip uygun fiyatlı bir vodkayı meyve suyu ya da enerji içeceğiyle karıştırıp orada sarhoş olmayı ve içkimizi paylaşıp insanlarla tanışmayı sistem olarak belirlemiştik. Bu şehirlerde tıpkı İzmir’in Kordon’u gibi gençler geceye parklarda alkol alarak başlıyorlar. Örneğin Sofya’da Gradska gradina var, Belgrad’da Kalemegdan var, Zagreb’te merkez tren istasyonunun karşısındaki park var. Bunun dışında parkta içme adeti olmayan bazı şehirlerin de kilit noktaları var; mesela Varşova’da Mazowiecka denen sokak. Alkolü buralarda alıp insanlarla buralarda tanışırsanız diskolarda sarhoş olmaktan çok daha kârlı ve eğlenceli bir iş yapmış olursunuz. 

Öncelikle bütçenizi belirleyin. Ardından gezmek istediğiniz şehirlerin bir listesini çıkarın. Sonra o şehirlerde neler yapmak istediğinizi düşünün. Planınıza Euro kullanmayan ne kadar Doğu Avrupa şehri eklerseniz harcama ortalamanız da o kadar düşecektir. 

Ben seyahat planım için Google Sheets kullanmıştım:

interschedule

Duygulanıyorum ama… 🙁

 

 

Bu takvimi oluştururken Interrail’in resmi telefon aplikasyonunu kullanmıştım. Takvimi yol arkadaşınızla paylaşıp üzerinde beraber değişiklik yapabiliyorsunuz, Google Sheets’in böyle artıları var. Bu yüzden online tutmuştum tabloyu. Kalın yazılan yer o günkü şehri gösteriyor, altındaki de o şehirden nereye, kaçta çıkacağımızı yazıyor. 

Buna uyduk mu? Uyduk sayılmaz. İskeleti büyük ölçüde koruduk; ama içinde zaman zaman kaydırmalar yaptık. Örneğin Varşova, Split gibi yerlerde çok sevdiğimiz için fazladan kaldık, Krakow’a hiç gitmedik. Yani elinizde genel bir plan olsun ama Nazi gibi uymaya da çalışmayın. Bir de futbolla ilgili hiçbir planınız olmasın. Örneğin Prag’ta Chelsea – Bayern Süper Kupa finalinin atmosferini yaşayalım diye programı bu şekle getirmek için canımız çıkmıştı, Prag’ı o tarihe getirmek için saçma sapan dolandık, sonra tarihin en büyük hatasını yaptığımızı Prag’da anladık: Holiganlar şehrin içine sıçmıştı. Bir gecemiz tamamen piç oldu. Her yer erkek ve her yer holigan, öyle düşünün. Bütün mekanlar ful abaza doluydu. Kısacası futbolu unutun.

Neleri mutlaka yapalım? (ya da yapmayalım?)

  • En az bir gece sokakta yatın. Biz kalacak yer bulamadığımız için kumsalda uyumuştuk.
  • İnsanlarla konuşmaktan çekinmeyin. Sırt çantalı gezgin gördüğünüzde mutlaka muhabbet etmeye çalışın.
  • Bilet alırken size bir de harita verecekler. Bu haritayı ve akıllı telefonunuz varsa Interrail uygulamasını kullanmaya çalışın. Bunun dışında internette farklı kaynaklar var, örneğin Rail.cc. “Hassiktir, kaldık bu şehirde” dediğiniz anda bu tip siteleri kullanarak çok enteresan çıkışlar yapabilirsiniz. Örneğin biz Bükreş’ten Sofya’ya giden gece trenini kaçırdık. Tam umutsuzluğa düşmüşken ben bir yerlerden internet buldum ve 2 farklı tren değiştirerek Sofya’ya gidebildiğimizi fark ettim. Böylece son gün Sofya’da bir gece daha eğlenme şansını yakaladık. (Ha, yorgunluktan kolumuzu bile kıpırdatamadık, orası ayrı.)
  • O şehrin yerel yiyeceklerini ve yerel içkisini tatmaya çalışın; ama çok da kasmayın. Para harcamak zorunda değilsiniz, görmek de bir şeydir. Yine de Macaristan’da Palinka, Çekoslovakya bölgesinde Slivovice içmeden de olmaz. Trdelnik yemeden, pizza yemeden, ćevapi, paella yemeden hele hiç olmaz. 🙁
  • Her şehrin Tourist Information bürosuna uğramaya çalışın. İndiğiniz istasyonlarda olacaktır. Buralardan ücretsiz olarak şehir haritası alabilirsiniz.
  • Hediyelik eşya konusunda çok kasmayın, bence para tuzağı.
  • Doğu Avrupa için konuşuyorum: Türk dizilerini manyak gibi izliyorlar. Buzları eritmek için Sülüman mülüman artık o dönemde ne revaçtaysa oradan muhabbet açabilirsiniz. Türk olduğumu öğrenince kırık dökük bir İngilizceyle “Ben How the time passes by izliyorum, bana Aylin de!” demişti bir Sırp kızı. Ezel, Muhteşem Yüzyıl… Hepsini izliyorlar. Oralardan girin konuya…

Göreyim benim aslanlarımı??! Allah yardımcınız olsun!!!1

Bu konuda soracaklarınız varsa,

  • http://ask.fm/UsenenAdam adresinden üye olmaksızın ve anonim olarak bana sorularınızı gönderebilir,
  • Aşağıdan yorum yazabilir,
  • Yukarıdan iletişim bölümüne girerek mesaj şeklinde düşüncelerinizi bana ulaştırabilir,
  • “ETSTURLA GİTSENİZE? .s” diye akıl vermeye çalışabilir,
  • “Benimle Interrail yapar mısın? :(” diye ahlâklı teklifte bulunabilirsiniz. (Ciddiye alınma garantili.)

 

BLOGA E-MAIL YOLU İLE ABONE OLABİLİRSİNİZ!

Close
Beğensen ne güzel olur!
Bu sosyal medya hesaplarını takibe alarak blogun gelişimine katkı yapabilirsiniz.
%d blogcu bunu beğendi: