Anasayfa / Üşenen Adam'a Dair / Üşü Artı Fatih Eşittir İktidar!

Üşü Artı Fatih Eşittir İktidar!

Takma isim kullanarak yazmaya başladığımdan bu yana sıklıkla sanal alemde “olmak istediğim kişi” olduğum üzerine eleştiriler alıyorum. Birisi çıkıp aynı şeyi söylüyor; cevaplıyorsun, haftasına kalmadan bambaşka birinden aynı eleştiriyi duyuyorsun. Kabak tadı verdi artık. Bir yerlerde ne zaman yazı yazıp içinde kendimi öven birkaç satır geçirsem ya da kendimle ilgili biraz uçukça bir şeyden bahsetsem (ki hepsi doğru!!!111) gelen yorumlar arasında mutlaka şunlara benzer bir şeyler duyar oldum:

– Eminm özl hytnda eziğn tekisndr burda byle anltmk kolay 😉

– Sallıosn kmse 18 aylkken okumayı öğrenemz 😉

– Gerçekte öyle olsaydın buralardamı gezerdin hıhı tabi 😉

“Hayır” diyorum, “Üşenen Adam sadece bir isim” diyorum, “o kişi yine benim” diyorum, “şu an kimliğimi açıklamayı bazı özel sebeplerden ötürü istemiyorum, yoksa ben var ya ben, ben aynen bunun gibi bi insanım tamam mı!” diyorum… Neler neler, ne cümleler. Yine de susmuyorlar, susmuyorlar, susmuyorlar. Aylar boyunca, Üşenen Adam’ın aslında Fatih olmadığı, hayali bir karakter olduğu eleştirisini insanlardan o kadar çok duydum ki, uzun zamandır kesin bir dille reddettiğim, “hiç olur mu öyle şey!” dediğim, dinlemeden yarıda kestiğim, gözlerimi kısıp bir elimle trafik polisi edasıyla dur ikazı yaptığım bu iddia için bugünlerde şu soruyu sormaktan kendimi alamaz oldum: “Acaba?”

Benim canım alter egom…

Yalnız başınıza kaldığınızda kendi kendinize konuştuğunuz zamanlar olur mu? Evet dediğinizi duyar gibiyim; bence çok büyük bir problem de değil, zaman zaman pek çok insan bunu yapar zaten. Ben de yapıyorum. Gözlemlediğim şeyse şu: İnsanlar kendi kendilerine konuştukları zaman genellikle tekil şahıs eki kullanıyorlar. Bu noktada kimisi birinci tekil şahıs ekini kullanıyor (Örn: “Allah kahretsin! Neden yatmadan önce saati kurmadım ki!”), kimisi de ikinciyi (Örn: “Ne salaksın Buse ya! Yine Fatih salağının altına yattın of!!!“) ama her seferinde mutlaka tekil şahıs eki tercih ediliyor. Bense geçtiğimiz gün işe giderken yolda kendimi kendi kendime şöyle çıkışırken buldum: “Fatih, senin allah belanı versin e mi! Hep senin şu aptal kariyer hedeflerin yüzünden sabahın köründe uyanıyoruz! Aptal Fatih!

Bir saniye, bir saniye! “Uyanıyoruz mu? “Biz” derken? Kimsiniz oğlum siz? Kime teşkilat kuruyorsunuz lan siz?!! O an fark ettim ki ben kendi kendime konuşurken uzun zamandır çoğul şahıs eki kullanıyormuşum! Kendi kendime konuştuğumda ağzımdan çıkan birkaç cümleyi o anda ürpererek hatırladım:

“Üşü sakin ol koçum. Ağırdan al. Bugün çok içmiyoruz.

“Lanet olsun, bitirdin bizi ya! Kitap yazıyorduk ne güzel!!!

“Fatih var ya, eğer sen bu kızı tavlayamazsan bu bedeni terk et!” (evet, dedim bunu da.)

Neler oluyor bana ya? 🙁

Hıı! Asıl sana denir o alter ego, tamam mı!

Başlarda umursamamıştım. “Eee, ne olmuş, can sıkıntısından kendi kendime geyik yapıyorum işte” diye düşündüm. Sonra Üşenen Adam vücudumda özerklik ilan etti. Kişisel Facebook’uma hiç girmemeye başladım, Whatsapp’tan çok yakın arkadaşlarım dışında konuştuğum kimse kalmadı. Onların yerine Üşenen Adam hesabıyla Kik kullanıp sanal alemdeki arkadaşlarımla konuşuyordum. Kişisel sosyal medya hesaplarımın neredeyse hepsini kapattım. Onun yerine Üşü’nün hesaplarıyla ilgileniyordum. Sonunda, kimseye göstermediğim bu kimlik, tamamen sanal alemden tanıştığı bir kişiyle, sadece ona aşık olan bir kişiyle buluşmaya karar verdi. Çaresiz, buluşmaya ben de gittim. Birkaç kadeh şarabın ardından bir de kızı otele atmasın mı! 🙁 Şerefsiz ya, tam bi piç var ya! 🙁

- Off hiç sevmiyorum şu adamı ama dünyayı da kurtarmak lazım :S

– Off hiç sevmiyorum şu adamı ama dünyayı da kurtarmak lazım 🙁

İşin şakası bir yana, benim Üşenen Adam kimliğimi bilen ve beni bundan dolayı sevmiş bir kişiyle vakit geçirmeye başladıktan sonra iş daha da çığırından çıktı. Beni Üşü diye çağırdığında asıl ismimi söylemesine kıyasla yüzümün daha fazla güldüğünü fark ettim. Bir şeyler ters gidiyordu! En azından Whatsapp’tan Üşümcük canımcık 🙁 gibi muhteşem sevgi cümleleri yazmaya başladığında içimde uçuşan sevgi kelebeklerinden durumun vehametini anlamam lazımdı! Anlayamadım. Bazı yatay sevgi ortamlarında adımın Üşü olarak sesli bir şekilde ifade edilmesinin beni daha çok gaza getirdiğini gördüğümde, kabul ediyorum, biraz şaşırır gibi oldum. Ardından, o düzlemlerde azgınlık, hayvanlık boyutuna geçildiğinde şuna benzer hadiseler yaşanmaya başladı:

Kimim ulan ben?! Kimim ben?! Adımı söyle kimim ben!!

+ Fa-Fatih, ay Fatih. Fatih!

– ……… -_- fatih kim amınoğm.

+ Aşkım niye durdun? 🙁

Bir ben mi var la bende benden içerü?

Burada incelenmesi gereken konu şu: Tamam, kendi kendime konuşuyorum ama, acaba gerçekten içimde iki ayrı karakter mi taşıyorum, yoksa bütün bunlar birer geyik ürünü mü? Gerçekten bir şakayı alıp sündürüyor muyum? Eğer gerçekten içimde iki ayrı karakter taşıyorsam, bunlardan birisi Tyler Durden kafasında bir manyaklığın ürünü mü? Olmak isteyip olamadığım biri mi oluyorum bununla? Yoksa sadece yalnızlıktan nefret eden ve sürekli konuşmak isteyen bir adam mıyım? Eğer öyleysem, duygusal mıyım, yoksa piç miyim? Ya da duygusal görünümlü piç miyim? Piç görünümlü duygusal? Veya piç görünen ama duygusal derinliği varmış gibi davranan, halbuki gerçekte piç olan ama eskiden duygusal da olan yoksa o da mı yalan olan piç miyim? Yoksa o da mı yalan? Harbiden, neyim lan ben?

a

– SEN BENSİN!! NWAHHAHHAHHAHAAA!!

14 yaşındayken tek derdim sevgilimin çocuğumuzun ismini Tuana koymak istemesiydi. Şimdi birisi gelip çocuğumuzun ismini Tuana koyalım mı diye sorsa “oha senle ne zaman seviştik ya? :(” derim. Şaka bir yana, dönüşüyorum. İş hayatında, ciddiyet gerektiren yerlerde iç sesimi bastırıp Fatih olmaya çalışıyorum. Sabah işe giderken Üşenen Adam’lığımı gömüyorum içime ve insanların elini sıkıp yalandan cümlelerle memnun olduğumu ifade ederken Fatih ötesi bir Fatih oluyorum. Ama Fatih artık bu bedene dar geliyor. Taşıyamıyor artık Fatih bizi. Bunu ikimiz de biliyoruz.

- Of ya, keşke Tuana koymuyo olsak. :(

– Uf ya, keşke adını Tuana koymuyo olsak. 🙁

Peki bunlar benim aslında olmak istediğim sahte bir karakter yaratıp kendimi tatmin ettiğim anlamına mı geliyor? Bence hayır. Sadece benim daha büyük olmam lazım. Sıradan bir mühendis olmak? Asla. Sadece 100-150 kadının Whatsapp fotoğrafını stalklaması? Çok az. Ülke kızlarına attığım tik olarak saat yönünün tersine doğru saymak gerekirse, Kanada, ABD, Meksika, Arjantin, İspanya, Malta, İtalya, Hırvatistan, Polonya vesaire vesaire…. Yetmez. 🙁 Daha fazla lazım, daha fazla. Daha fazla ilgi. Daha fazla sevgi, daha fazla etki, her şeyden daha fazla.

On yıldan uzun süredir hızla dönüşüyorum, değişiyorum. Yeni bir insan olmaya doğru ilerliyorum sürekli. Arkamda modüller bıraka bıraka süzülüyorum karanlığa doğru. Karanlık taraf bana daha fazlasını vaadediyor. Oraya doğru gitmeliyim. Daha fazlasını ancak dönüşerek alabilirim; çünkü bu kadarını eski Fatih bana veremez.

Pardon, bize.

- EEEH!!! Sus artık Üşü ya!!!

– EEEEH!!! Yeter be! Sus artık Üşü ya!!!

Bu yazıda bahsettiğim şeylerle ilgili söyleyecek bir şeyleriniz varsa;

  • Ask.fm’den anonim olarak gelip soru sorabilir,
  • Aşağıdaki yorum bölümünden düşüncelerinizi bizimle paylaşabilir,
  • Yukarıdaki iletişim bölümünden bana ulaşabilir,
  • “Ne kadar da ikiyüzlüsün!” diye tepki verebilir,
  • Ask.fm sayfama gelip, “Demştm sna sahtesn dye .s Haklymşm dmi?” diye soru sorarak cevap vermemi bekleyebilirsiniz. (Gelme garantili.)
BLOGA E-MAIL YOLU İLE ABONE OLABİLİRSİNİZ!

Close
Beğensen ne güzel olur!
Bu sosyal medya hesaplarını takibe alarak blogun gelişimine katkı yapabilirsiniz.
%d blogcu bunu beğendi: