Anasayfa / Kadınlara Seslenişler / A Tipi ve B Tipi Kadınlar Konusunda Detaylı Bilimsel Analizler ve Türk Kadınının Jeopolitik Yeri

A Tipi ve B Tipi Kadınlar Konusunda Detaylı Bilimsel Analizler ve Türk Kadınının Jeopolitik Yeri

Önceki yazımda A ve B tipi kadınlardan bahsederek bu kadınların biz erkeklerin hayatında yarattığı sorunlara ve ikilemlere kısaca değinmiştim. Hayat tecrübelerimden yola çıkarak kaleme aldığım ve gelecek nesillere bir armağan olarak bıraktığım bu muhteşem eserde, açtığım yolda, gösterdiğim hedefte, homo sapiens sapiens kadınını gayet sade ve anlaşılır bir dille özetlemiş, günlük hayatımızdaki can yakan sorunları da bu çerçevede ele almıştım. Bu yazıyı yayınladıktan sonra, aldığım olumlu tepkilerin yanında, kadınları iki gruba ayırmam ve onları bu kadar basite indireyebiliyor olmam nedeniyle birtakım eleştiriler de aldım. Bu eleştirilerin bir kısmı haklıydı: Kadınlar ikiye ayrılacak kadar basit yaratıklar değildirler. Üzerinde biraz düşündüğümde bu eleştirilere hak verdim. Kadınlara sanırım biraz haksızlık yapmıştım… Onları elbette ki ikiye ayıramayız, bu çok yanlış.

Ama dörde ayırabiliriz.

Önceki yazımda anlattıklarımı kısaca hatırlayalım:

  • A tipi kadın: Bu kadın tipi, erkeği şaşırtabilmesiyle, baştan çıkarabilmesiyle ve çevresindekileri eğlendirebilmesiyle tanınır. A tipi kadınlar, onlarla beraberken gerçekten iyi vakit geçirmenizi sağlayabilirler; fakat kendilerinden başka hiçbir şeyi düşünmüyor olmaları günün birinde mutlaka canınızı yakacaktır. Sokrates, “Karın iyiyse mutlu, kötüyse filozof olursun” demiştir ya hani, işte oradaki kötü kadın, bu kadındır. A tipi kadın genellikle yatakta iyidir, cazgır oluşu ve hakkını yedirmemesiyle zaman zaman bizi kendine çeker, kendi ayakları üzerinde güçlü durabilmesi ve genelde kimseye eyvallah etmemesi de etkileyicidir… Sonunda ise bir şekilde mutlaka ağzına sıçarlar. (Beni de Üşenen Adam’a dönüştürdüler, sağolsunlar.)
  • B tipi kadın: Bu kadın tipi ise sıkıcı, rutinine bağlı, nispeten daha cansız, renksiz, sessiz, kendi halinde olarak tanımlanabilir. Sevgi kadınıdır, hayatı boyunca sessizce köşesinde oturur ve sevgisini gösterebileceği bir kişiyi arar. Genellikle zor bağlanır ve zor koparlar. Sıcak bir liman gibidir B; yanlarında olduğun sürece güvendesindir. Ama benim gibi A’ya meyilli tipler için zaman zaman gerçekten çekilmez olabilirler. Sıcak yuvanda dizlerine kedi gibi kıvrılırsın ve bir çoğu seni gerçekten sever, ama onlarla geçen günler o kadar “birbirinin aynı” geçer ki, bir süre sonra gözünün hep uzaklarda olmasına, o dalgalı denizlerin arkasında ne var merakıyla yanıp tutuşmana sebep olurlar. Memur tipi erkeklerin tercihidir B. Ben? Ben almayayım. Artis olarak bize gelmez o işler. 
  • C tipi kadın: İşte bu yok. Ütopya. Yok bu. Uzay. Boşluk. Karanlık… Sessizlik. Yok bundan, boşuna aramayın.

Peki hatayı nerede yaptım?

Ben bu A ve B tipi kadınları özensizce tarif ettiğimi fark ettim. Hata yaptığını kabul etmek erdemdir. Hata demeyelim de daha doğrusu, eksik anlattım diyelim.

Kadınları bir sayı doğrusu üzerinde düşünelim; eğer C’yi iki kadın tipinin tam ortasında ütopik bir nokta olarak ele alırsak, A’yı ve B’yi de bu sayı doğrusunun iki ucuna oturtabiliriz. A’nın daha eğlenceli, B’nin ise daha sevgi dolu olduğunu önceden biliyoruz, demek ki sayı doğrusunun sol tarafı daha fazla eğlence, sağ tarafı ise daha çok sevgi vaadediyor. Hiçbir kadın sıfır sevgi ve sonsuz eğlence, hiçbir kadın da sonsuz sevgi yanında sonsuz bir sıkıcılık sunamaz. Bu, tıpkı C kadını gibi ütopik bir tariftir. O değil de ne kadar özensiz bir yazı yazmışım ben böyle! Ne kadar da sığım! 🙁

Bize iki kadının biraz daha light versiyonları gerekiyor. Şayet “nispeten daha çok seven ve daha az can yakan” ve “nispeten daha eğlenceli ama daha az seven” iki kadın tipi daha tanımlar ve bunları AC ve BC doğru parçalarının tam ortasına yerleştirebilirsek denklem tamamlanmış olacaktır diye düşünüyorum.

İşte, karşınızda kadınlar:

“Dünya dünya olalı böyle kapsamlı ve bilimsel bir çalışma görmedi!” – Nature Dergisi Genel Yayın Yönetmeni

“Aman tanrım, bütün taşlar şimdi yerine oturdu!”

A1 tipi kadın, tarif gereği, benim ilk ve son sevgilim oluyor. Biraz sevdiler, kabul ediyorum. Zekaları, genel kültürleri yettiği ölçüde beni eğlendirdiler de. Ama yeri geldiğinde beni Kirene’ye sokmakta sakınca görmediler.

Yıllar önce hostes bir hatun tanımıştım. Güzeldi ve fiziği -tahmin edebileceğiniz gibi- müthişti. Ama biraz garip bir kişiliği vardı; yatakta yatarken, Güney Afrika’da yaşayan sevgilisini ne kadar özlediğinden ve bazı geceler onu hatırlamak için yastığa herifin tişörtünü geçirip öyle uyuduğundan falan bahsederdi. Lan?! Yanında adam var adam! Biraz saygı göster be!.. 3 ay sonra bu kadın kaptan pilotu sarhoş edip yatağa attı ve herifi sabaha kadar tekme tokat düzdü. Canını çıkardı herifin. Sonra pilotu kendine aşık etti ve beraber yabancı bir havayolu şirketine geçtiler. Yastıktaki tişört de anında yalan oldu tabii. Sonrası? Sonrasını bilmiyorum, irtibatım kesildi. Belki bir Arap emiriyle falan sevişip kıdemini arttırmıştır, bilmiyorum. İşte bu kadın net bir A1‘di. Sevdiğini zannederdi, onunla vakit geçirirken sevgilisini gerçekten severdi de. Şarap içerken, beraber müzik dinlerken, onun ellerine dokunurken her şey harikaydı. Ama doğru moda girerse, ki girmekte zorlanmazdı, başkalarıyla kapı duvar da sevişirdi. Başkalarını da öyle öperdi, başkalarına da öyle bakardı. Yeri gelince anında koparıp atabilirdi o çok sevdiği kişiyi hayatından… Lanet olası federaller, dostum!

Yıllar önce bir kız daha tanımıştım. I. I., hiçbir zaman kimseyi sevmedi. Aşağı yukarı güzel ve oldukça ateşli bir kızdı ve etrafında her zaman erkekler dört dönerdi. Bu hatunun erkeklerle ilişkisi ise her daim ego tatmininden ibaretti. Onu tanıdığımda henüz 17 yaşındaydım ve ehliyetim yoktu. Benden 2 yaş kadar büyüktü. Bana sürekli “araban yoksa erkek değilsin” muhabbeti yapardı. Mersin’deki eski sevgilisinin modifiyeli Peugeot 206’sıyla kazandığı drag yarışlarından ve oradaki erkeklerin onu ne kadar tahrik ettiğinden bahsederdi. Etraftaki erkeklere artislik yapabildiysen o akşam sırtını tırnaklaya tırnaklaya sevişirdi seninle, yapamazsan da telefonda seninle taşak geçerdi. “Bak sana hangi şarkıyı armağan ediyorum” deyip sifonu çekip kahkaha atardı. Onunla baş etmek gerçekten zordu. Geçenlerde o kızla ortak bir arkadaşımla karşılaştım, bir iki muhabbetten sonra -tabii ki- konu kadınlara geldi. Bana “ulan sen de az değilsin haa, şaka maka I’yı götürdün” diye takıldı. “Ha ya. I. Yıllardır görmüyorum, o ne yapıyor?” diye sordum yalandan gülümseyerek. “Geçenlerde konuştuk, ‘erkeklerin parasını yiyorum’ dedi bana” dedi eleman. “Vay .rospu,” dedim içimden. “Hiç değişmemiş.” Anlattığım bu kız katıksız bir A2‘dir; bu hüküm değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez. Buna benzer bütün kadınları A2 çuvalına doldurabilirsiniz, bu durumun hiçbir sakıncası yoktur.

Pis-Düşünceli-Kadın

:/

B2 tipi kadınlar, genellikle lisede ve üniversitede gidip en ön sırada oturan, kendi halindeki kızlardır…. Bu kadar. Anlatacak bir şeylerini bulamadım. B1 ise, B2‘nin “ev içinde A gibi davranan” versiyonudur. Ona A ve B’nin farklarından bahsedersin, “belkide evde bende A yımdır” gibi bir şeyler yazar. Doğru erkeği aradığını filan iddia eder. Fakat sokakta gösterilemeyen bir çılgınlık, çılgınlık değildir ne yazık ki. Evin içinde de sunabildiği en fazla 3-4 dakikalığına yalandan üste çıkmaktır. Öeeh. Boring 747. Bir kadını “kaybedeceğinden” içten içe de olsa korkmuyorsan, o kadın bir süre sonra çekiciliğini yitiriyor. Ve ne yazık ki, hesap yapmayan, etraftaki insanların ne diyeceğini düşünmeyen, erkeklerin bakışlarından çekinmeyen bir kıza dönüşemez B2. Bu nedenle de orta vadede ya da uzun vadede bu kızdan mutlaka sıkılırız. Kimimiz belli etmez ve aldatır ya da içinde mutsuzlaşır; kimimiz de belli eder ve ayrılır. Ama hepimiz, mutlaka, sıkılırız. 

Yıllar önce hayatımda olan bir kızı anlatayım size. (Ben de ne kaşarmışım ayol. ^-^) Hayatım boyunca onun beni sevdiği kadar kimse sevmemiştir sanırım. Kızın gururunu iki paralık ederdim de yine gelip bulaşığımı yıkar, etrafı Vileda ile temizler, gazete kağıdıyla camları siler ve buzdolabımı düzenlerdi. Ben okuldan geldikten sonra da yatağıma uzanır, ben işini görürken bana sıkı sıkı tutunup omzumu öperdi. Başlarda ben ona yaklaşırken korkusundan titrerdi, zevk almayı bırakın, o anları bile hiçbir şey düşünmeden ve çekinmeden yaşayamazdı. Sonlara doğru vajinal orgazma ulaşmayı da öğrendi. Kız, bir yerden sonra, sırf sevgisinden, sırf bana bunu sunabilmek için vücuduna hükmedebilir hale gelmişti. Gerçekten seviyordu. Bense bir türlü yeteri kadar sevemedim onu. Hasta oldu, sırf üşendiğim için, arkadaşlarıyla tanışmamak ve onlarla muhatap olmamak için hastaneye bile gitmedim. Hamile kaldığını söyledi, “iyi, veriyim parasını git aldır p.çi” kıvamında konuştum. Tam bir .rospu çocuğu gibi davrandım, çünkü seks olmasa yüzüne bile bakmazdım ve bu yüzden saygımı kazanamıyordu. Yine de o beni sevmekten vazgeçmedi. Zamanla ben de yumuşadım, egomu törpüledim, biraz daha sevgi ve saygı göstermeye çalıştım. Biraz daha hayatımın içine aldım onu. Ama çok salaktı. Sevgisi ve bedeni dışında verebileceği hiçbir şeyi yoktu. Okuduğum kitapları verdim, okudu, anlamadı. “Ehehe skib diyo, ne alaka, s.kmekten mi geliyo?” diye sorardı çok sevdiğim bir kitapla ilgili – ki alakası yoktu ve kitapta ne olduğu da yazıyordu zaten. Hiçbir konuda doğru düzgün bilgi sahibi değildi. Arkadaşlarımla tanıştırdım, o gittikten sonra “lan kız acayip güzelmiş” moduna girdi hepsi ama bu bana yetmiyordu, çünkü sevgi dışında sunabileceği ne bir muhabbeti vardı, ne de bir ışıltı, bir parıltı taşıyordu. Sonunda bu B2‘ye yol verdim. Hayatımda daha sonradan giren tüm diğer B2 tipi kadınlar gibi.

Sonuç…

Sevmenin şarta bağlı olduğundan, “karşılıksız sevgi” diye bir şeyin olamayacağından daha önce bahsetmiştim. Ben tam bir sevgi insanıyım aslında, yıllar içinde bunu çok iyi anladım. Kendimi iyi tanıyorum. Sadece, ne A1, ne A2, ne B1, ne de B2 tipi kadın bu sevgiyi tam olarak alabiliyor benden; çünkü istediğim o değil. Daha ütopik bir şey bekliyorum ben. Hayatımın bazı dönemlerinde A1, bazen de B1 bir tutam sevgi alabiliyor benden, kabul ediyorum. Ama ikisi de beni yeterince tatmin etmiyor, yeterince doyurmuyor, yeterince mutlu edemiyor ne yazık ki. Bir şekilde bu durumu idare edebileceğimi düşündüğüm zaman da hayal kırıklığına uğratılıyorum ya da kendi içimde mutsuzlaşıyorum.Bazen de bu iki tip kadını C tipi zannediyorum…

Sanki C diye bir şeyin olması mümkünmüş gibi.

Bu yazıda bahsettiğim şeylerle ilgili söyleyecek bir şeyleriniz varsa,

  • Ask.fm’den anonim olarak gelip soru sorabilir,
  • Aşağıdaki yorum bölümünden düşüncelerinizi bizimle paylaşabilir,
  • Yukarıdaki iletişim bölümünden bana ulaşabilir,
  • “Tekrar söylüyorum, ben severim ki seni ^ ^” diye tepki verebilir,
  • Ask.fm sayfama gelip, sanki daha önce sormamışsınız gibi, “Hm A diosn hmde kndin A oluosn ne anldm ??? hpniz aynmsnz sz ??? .s” diye soru sorarak cevap vermemi bekleyebilirsiniz. (Gelme garantili.)
BLOGA E-MAIL YOLU İLE ABONE OLABİLİRSİNİZ!

Close
Beğensen ne güzel olur!
Bu sosyal medya hesaplarını takibe alarak blogun gelişimine katkı yapabilirsiniz.
%d blogcu bunu beğendi: