Anasayfa / Erkek Milletine Notlar / A Tipi Kadınlar, B Tipi Kadınlar

A Tipi Kadınlar, B Tipi Kadınlar

Aslında her şey ortaokulda bir kıza aşık olmamla başladı. 

İlkokulda dört sene özel okulda okudum. Türk ve İngiliz öğretmenlerden ayrı ayrı alınan İngilizce dersleri, bilgisayar laboratuvarında ders anlatımları, müze gezileri, serbest kıyafetle okula gitmeler, rahat bir psikoloji, servisle eve gitmeler gelmeler falan… Her şey güzeldi başlarda. Sonra babam çalıştığı firmadan ayrılınca (kovulunca) oraya devam edemedim, bizimkiler de beni mahallemizdeki devlet okuluna gönderdiler. MEB logolu, meşaleli iğrenç bir beyaz yaka ve mavi önlük. Hademe kıyafeti. Tam bir kültür uçurumunun ortasına düşmüştüm. Hayattaki ilk büyük depresyonumu da öyle yaşadım. Arkadaşlarımdan ayrılmış olmak yetmiyormuş gibi, sınıfta kalmaktan 19 yaşına gelmiş sakallı abilerle okumak, bir de üstünde cCc TÜRK OLMAK ÖZELDİR cCc tarzı yazılar olan kırık sıralarda 3 kişi oturmak zorunda kalmak çok ağır geldi bana. Her şeye rağmen bir sene sonra babam tekrar iyi bir iş bulur ve ben de okuluma geri dönerim diye umut ediyordum. Kırmızı Power Rangers kostümüyle, sis makinesi dumanlarıyla sınıfıma girmeyi ve sonra kaskımı çıkarıp arkadaşlarıma selam vermeyi hayal ederdim hep. Tabii ki bunların hiçbirisi olmadı, babam mühendislikle filan uğraşmayı bırakıp kendini apartmanın bahçesinde çiçek yetiştirmeye adadı ve ben sikimdirik okulumda taş savaşı yapan çocukların arasında onlara kendimi kabul ettirmek zorunda kaldım.

Başlarda yaşadığım uyum problemini aşmakta zorlansam da okuldaki kızların hep etrafımda dolaşmasıyla bunun üstesinden gelebildim. (Bu durum post-modern tıpta “yeni çocuk etkisi” olarak geçer.) Herkes 1. sınıftan beri birlikte okuyordu ve haliyle birbirlerinden sıkılmışlardı, ben birden gelince ilgi çektim ve bu ilgi de hoşuma gitti. Kimin gitmez ki?

Ortaokulun ortalarından itibaren millet birbiriyle “çıkmaya” başladı. Çok yakışıklı olduğumdan falan değil ama nedense okulun en güzel 2 kızı da benden hoşlanıyordu. Bu kızlardan birine A, diğerine de B diyelim. A, orospunun tekiydi. Şıllık, fahişe, kaltak. Şımarık sürtük. Hayatını siktiğimin kaşarı. 🙁 Tek yaptığı beni sinir etmekti. Kapalı kadınlarla dalga geçerdi sürekli, çarşaflılara ninja derdi, yazın girdikleri yerler leş gibi ter kokuyor derdi. Benim annem de kapalı olduğu için ona uyuz olurdum. Saçını çekerdim, o da beslenme arasında gelip poğaçamı yere atardı. Yüzüne tükürürdüm, beni öğretmene şikayet ederdi, kitaplarımı karalardı, ben de su tüfeğimle evlerinin altına gidip annesinin balkona astığı kıyafetlerini tek tek ıslatırdım. İlkokul son sınıf ve ortaokulun ilk yarısı böyle kavgalarla geçti… B ise, özetle, sakin, sessiz, güzel, başarılı, kendi halinde bir kızdı. Şu an kendisi iyi bir üniversiteden mezun bir avukat ve gayet başarılı bir şekilde hayatına devam ediyor. A kaşarı ise yalandan 2 yıllık bir bölüm okudu, zengin bir koca bulup evlendi; sonra kocası bir seneye kalmadan bunu boşadı ve postaladı babasının evine. Şimdi ne bok yiyor bilmiyorum. İlgilenmiyorum da… Ama bundan 11 sene önce durum böyle değildi.

xVLBVq

🙁

Ortaokulun sonlarına doğru A’ya olan nefretim yavaş yavaş aşka dönüşmeye başladı. O da beni sevdi sonra. Bu sırada “B” olarak kısalttığım o kız da benden hoşlanıyordu, kulağıma gelmişti bu, ama onunla hiç ilgilenmedim. Sakinliği ve kendi halindeliği bana çekici gelmemişti. Gittim mal gibi A salağı ile ilgilendim, sonra çıkmaya da başladık. Liseye beraber geçtik. Aşkı ve pek çok şeyi birlikte öğrendik. İlk defa birbirimizi öpmüştük dudaktan, ilk defa birbirimize bakmıştık öyle aşkla. Heyecandan kalbim yerinden çıkacaktı onu ilk öptüğümde. Bileklerimde bile kalp atışlarımı hissetmiştim öpüşürken. Evine gittikten sonra “OLEY BEEE! ÖPÜŞTÜM AMK!!!!!!” diye success kid moduna girdiğimi hatırlıyorum. Bir gün dışarıda kar topu oynarken çok üşümüştük, babası bizi yukarı çağırdı. Biz kaloriferin önünde ısınırken ablası “içinde matematik olan bi bölüm seç lisede, bak ben işsiz kaldım” gibisinden tavsiyeler vermişti bana. Annesi irmik helvası ve kola getirdi bize. Her şey güzel gidiyordu. Mutluyduk.

Her şey iyi giderken aldattı beni. 14 yaşındaydım. Kalbimi söktü, parçaladı, parçalarını da tek tek götüme soktu. Bu sırada B’nin benimle aynı Anadolu lisesini kazandığını, dört sene boyunca onunla beraber okuduğumu ama artık bana o şekilde bakmadığı için o treni kaçırdığımı söylesem sanırım ne hissettiğimi anlayabilirsiniz… Peki ders aldım mı ben bu durumdan? Hayır amk, nerde. Maalesef hayatımda bu gibi durumlarda hep A’ları seçmeyi ve gerzek gerzek insanlara kalbimi parça parça ettirmeyi sürdürdüm.

“A” denen şıllık hayatımdan çıktıktan sonra 10 yıl boyunca kimseyi sevmediğime yemin edebilirim. Birkaç kişiden hoşlandım ama hayatımı alt üst etmelerine asla müsaade etmedim. Asla yelkenleri suya indirmedim, hiç kendimi kaptırmadım birisine. Sadece hoşlandım, ilgilendim, ilgi görmezsem kimsenin üzerine gitmeden yaşadım. Seksi deneyimledikten sonra da tam bir şerefsiz oldum. Zamanla bir baktım ki ben de “A” tipi erkek olmuşum; kadınlarla oynuyorum, onları üzüyorum, arkamda bir sürü gözü yaşlı kırgın insan bırakıyorum. Uzun bir süre bu böyle devam etti. Sayısını bilmediğim kadar kızla takıldım; Türkiye yetmedi, Kanada, ABD, Meksika, İspanya, İtalya, Polonya, Malta… Çeşit çeşit ırktan kişiyle düşüp kalktım. Kimine “evlenicez aşkım” dedim, kimine açık sözlü oldum, kimini oyaladım, kimiyle ikili-üçlü-dörtlü oynadım. Böyle böyle geçti zaman.

Çalışmaya başladıktan sonra, uzun süredir konuştuğum ve kafa yapısını beğendiğim bir kızla kesişti hayatım. Kendisi daha sonra ikinci “A” oldu hayatımda. Sevdim, sevdiğini iddia etti, sevmedi. Öptüm, beni öptükten sonra başkalarını da öptü. Benimle müzik dinledi ve şarap içti, ertesi gün başka birinin evinde müzik gecesi yaptı en şaraplısından. Hayatını yoluna koyması gerekirken gitti tanımadığı birilerinin evinde kokain partilerinde sürttü. Esrarın, uyku haplarının amına koydu. Bütün bunları yapan birisiyle Üşü ne yapar? Fuckbuddy olarak takılır, doğru mu? Siker geçer. 🙁 Doğru, doğru da… İşte öyle olamadı bu sefer. Sevdiğim halde sevmiyor gibi davranamadım. Arkadaşım olarak seviyorken onu, ona değer veriyorken, benim için bir delikten ibaret olmasını kabullenemedim. Çıkardım hayatımdan… Seviyorsan ne kadar süre siklemez takılabilirsin ki? Üstelik beni geri kazanmak için en ufak bir çaba bile göstermedi. 

yabenimsin

Akıllı olucaklar 🙁

*

Biz erkekler o kadar da karmaşık varlıklar değiliz aslında. Örneğin, sokaktaki bir adamı gözlerini başka bir adamın gözlerine dikmiş vaziyette sinirle burnundan solurken ve elini eliyle beş işareti yapar gibi açmış etrafa sallarken düşünün. Bu herifin vereceği tepkiler aşağı yukarı bellidir: “Ne bakıyon lan dik dik, göt?!”, “O sapaktan öyle giriş var mı lan?!” ya da “anama mı küfrettin lan sen anasını siktiğim?!!!!!!” Şimdi bu adamı alın ve bambaşka bir günde, bambaşka bir yerde, bambaşka bir sapakta bırakın ve aynı koşulları sağlayın; aşağı yukarı aynı tepkileri alacağınızı göreceksiniz. İkna olmadınız mı? Başka bir örnek düşünelim: Bir adamın karşısına taş gibi bir kadın getirin ve kadının herife kucak dansı yapmasını sağlayın. Emin olun, o adam iki dakika içinde düşünme yetisini kaybeder. Zombiye dönüşür. Bitkisel hayata girer, aklı çıkar. Beyni burnundan sümük gibi akar. Bu işlemi bir milyon kere tekrarlayın, sonuç değişmez.

Bir milyon kere “aşkım beni annenlerle tanıştır artık istersen?!!” diye çıkışın bir adama, sonuç değişmez. Milyonlarca defa, durup dururken çay demleyin, kek getirin, güzel yemek yapın, durup dururken oral seks yapmaya kalkın ya da gözlerine bakıp onu sevdiğinizi söyleyin… Her seferinde bir adamdan yaklaşık olarak aynı sonucu alırsınız. Aşağı yukarı dengeli yaratıklardır erkekler; hayatlarını neden-sonuç ilişkisiyle yaşarlar… “Sevgilim bana hiç sürpriz yapmıyor :(” diyor kadın. E herif erkek de ondan!

Erkekler insanı şaşırtmazlar. Çözülmeleri, anlaşılmaları kolaydır. Tahmin edilebilir yaratıklarız bizler, sürprizsiziz, mantık düzleminden çok fazla çıkmayız. “Su 100 derecede kaynar” cümlesi gibi, “bu adam şunu yaparsam şöyle tepki verir” türünden cevaplarımız vardır. Kağıda dökülebilecek kadar mekanik yaşarız hayatı. Dengeliyiz, anlaşılabilir insanlarız.

Anlaşılması, çözmesi asıl zor olan, kadınlar.

Programlama dillerinde genellikle rand() ismiyle anılan bir fonksiyon vardır. Bu fonksiyon, sistemin bazı imkanlarından faydalanılarak ekranda rastgele bir sayı üretmeye yarar. Örneğin zar atma oyunu gibi uygulamalar yazılırken bu ve bunun benzeri komutlar kullanılır, böylece atılan her zarın tamamen rastgele şekilde atılması ve sonucun rastgele alınması sağlanır. Bir atarsın, 5 gelir, bir atarsın 3. Neredeyse 25 yıllık hayatım ve 11 yıllık ilişki kariyerim bana şunu öğretti: Kadınlar da rand() fonksiyonuyla çalışırlar. Bir kadının nerede nasıl davranacağını asla tahmin edemezsin. Bir cümle atarsın ortaya, ağlar, aynı cümleyi tekrar söylersin, gelir boynuna sarılır. Değişik yani, enteresan bir kafa. Kusursuz bir dengesizlik. 

Kadının varlığı kaos kuramının ayaklı ispatıdır. Thomas Huxley bilinemezcilik üzerine kafa yorarken karısının hal ve hareketlerini inceleyip “anaa… Olm buldum lan?.. Bilemeyiz ki biz :(” diye aydınlanmadıysa eğer ben de bir şey bilmiyorum. Karısının dengesizliklerini inceleye inceleye erdi bence herif, eminim buna. Beni de Üşü yapan şey budur belki, bilmiyorum. Kadınlar ilişkilerini kamasutra zarı atarak yaşar, bir erkeği nerede ve nasıl sikip atacaklarını asla tahmin edemezsin.

*

Sonuç: A tipi kızlar sevmiyor, B tipi kızlar da çekmiyor. Fabrika yetkilileri, sakıncası yoksa bize biraz C üretebilir misiniz? İnce kaşlı ve hafif çilli olsun bile demiyorum bak; sevsin, yeter. Bu devirde bulunması en zor şey bir parça sevgi çünkü.

Bu yazıda bahsettiğim şeylerle ilgili söyleyecek bir şeyleriniz varsa,

  • Ask.fm’den anonim olarak gelip soru sorabilir,
  • Aşağıdaki yorum bölümünden düşüncelerinizi bizimle paylaşabilir,
  • Yukarıdaki iletişim bölümünden bana ulaşabilir,
  • “Hmm ben severim ki seni ^ ^” diye tepki verebilir,
  • Ask.fm sayfama gelip, “Hm A diosn hmde kndin A oluosn ne anldm ??? hpniz aynmsnz sz ??? .s” diye soru sorarak cevap vermemi bekleyebilirsiniz. (Gelme garantili.)
BLOGA E-MAIL YOLU İLE ABONE OLABİLİRSİNİZ!

Close
Beğensen ne güzel olur!
Bu sosyal medya hesaplarını takibe alarak blogun gelişimine katkı yapabilirsiniz.
%d blogcu bunu beğendi: