Anasayfa / Bilim, Dinler ve Ateizm / Köşe Yazısı Tadında: “Viski”

Köşe Yazısı Tadında: “Viski”

Selam, Üşüizm akımına “yaa neden çıkamıyorum 🙁 ” çırpınışlarıyla her seferinde daha da kapılan benim canım fanlarım. Selam size “üniversitede kızlar teklif etse bari” ergencikleri. Selam takipçilerim. Selam okul kampüsündeki köpekleri beslemek için ellerinde kemik dolu Bim poşetleriyle soğukta götü donan ODTÜ tayfası. 🙁 Selam beyaz yakalı plaza pislikleri. Selam komünistler. Naber? Otlakçılığa devam mı? ^ ^ Selam feminist Aylin Aslım fanları (hâlâ var mı lan bunlardan?). Selam. Gelsenize, bira içip muhabbet edelim biraz. Pucca ortalığı topla, misafirler geliyo.

Ahah. Umarım herkes iyidir. Ben bok gibiyim. Malum sebepten. Dün akşam işten geldiğimde tek istediğim free shoptan aldığım bir litrelik Red Label’dan kalanları kafaya dikmekti. Yol boyunca “eve gidicez oğlum, sık dişini. Viski içicez. Viski içip hayatın amına koyim diycez, dayan aslanım” diye telkinlerde bulundum kendime. Neyse, trafikte canım çıktı ama nihayet eve geldim, çantamı kapının önüne bıraktım, odama geçtim, üstümü değiştirdim. “Eehh, içmeye hazırız” diyerek dolabımı açtım… Bi saniye! Hep koyduğum yerde şişem yoktu? Odanın ışığını açmamıştım, dur açayım dedim. Açtım, eğildim… A-a?! Şişe yok? Lan? Şişe yok! Vodka olacaktı şurada bir yerlerde, o nerde? Amına koyiiim, o da yok!.. Annem atmış bütün içkilerimi! “Offfffff sikiyim böyle hayatı yaaa!” deyip sinirle yorganımı açtım, yatağın üstünde bir not:

“Evimde ahlaksızlıklar yapmandan bıktım. Kendine çeki düzen ver. Namuslu bir kız bul artık!! Bi gün ölürsem sen ve baban yüzünden olucak…..”

Nerdeyim lan ben?

*

Bugün biraz dini konulara gireyim diyorum. Malumunuz, epeydir bu konularda yazmıyordum. Ask.fm’de sürekli bu konuda soru geliyor ve “Hayır, 8. yüzyıl”, “Evet, ateistim; çünkü…” “Hayır, hadisleri Hz. Muhammed yazmadı :(“ gibi cevaplar yazmaktan artık çok sıkıldım. Beni daha iyi anlayabilmeniz için sizlere biraz lise dönemimdeyken nasıl hissettiğimden bahsedeyim en iyisi.

Lisedeyken din bana her zaman insanın kendi içinde yaşaması gereken ve toplumda dillendirilmesi yanlış olan bir “Allah’la iletişim formülü” gibi gelirdi. Bu yüzden lise ve üniversite hayatım boyunca insan içinde dini referanslar vermeye çalışan, dindar gözükmeye çaba gösteren insanlarla dalga geçtim, onları küçümsedim. Bu hakkı kendimde görüyordum çünkü kendi içimdeki saf dini inançlara saygısızlık yaptıklarını düşünüyordum. Üniversitede de bu durum artarak devam etti. Hayatımdaki bir kız ailesinin muhafazakar tutumundan mı bahsetti, “off, bu kızın da ailesi Hz. İslam çıktı :(” diye dalga geçiyordum. Bu sırada gerçekten dindar olduğumu da eklemeliyim.

Şimdilerde fark ediyorum ki aslında bilinçaltımda dinin saçma olduğu hep varmış, ama “Allah korkusu/sevgisi” denen bir aşılanmışlık beni kabuğuma itiyormuş hep. Cesaretimi kırıyormuş. Bu yüzden hep soru işaretimde tekrar “ona” sığınmak zorunda ve çaresizliğinde hissediyormuşum kendimi.

Hocam yalansa yalan deyin :(

Hocam yalansa yalan deyin 🙁

Daha sonra sırasıyla şunlar oldu:

1) “Din adamları hep toplumun cahil ve avam kesimlerinden çıkıyor. Neden?” diye kendime sormaya başladım. Bu süreçte onlara haksızlık yapmak istemediğim için hepsine şans verdim. Sitelerini gezdim. Youtube’ta Cübbeli, Yaşar Nuri, Bayındır, Edip Yüksel, A. Kuytul…. ne kadar din adamı varsa hepsinin video arşivini tükettim.

2) Sonunda oluşan olumsuz düşüncem beni hadissiz, sadece Kuran odaklı, hiç din adamı ve onlardan kaynaklı tarif içermeyen bir tür İslam’a inanmaya itti.

3) Bu seçenek yorucu oldu. Yürümedi. İslam’ın en az yarısının hadis, gelenek ve öğretilerden oluşuyor olduğunu fark ettim. Bunları söküp atınca inancımdan haz alamadım. İslam olmadı o, eğri büğrü ve zorlama bir inanç oldu.

4) Sonra sormaya başladım kendime: “Kuran’ı neden dokunulmaz görüyorum?” “Neden %100 bir şekilde gökten indirildiğini düşünüyorum?” Bunu ortadan kaldırıp eleştirel bir gözle okumak istedim. Ya ikna olacaktım, ya da… Sonra okudum. İncil’i de okudum. Eski inançları, Ortadoğu’da İslam öncesi inançları araştırdım.

5) Çıktım.

Dinden çıkmaya karar verdiğimde ezan okunuyordu. “Hayatımı sevdiniz” diye başlayan ve ezan bitene kadar devam eden uzuuun bir sevgi cümlesi savurduğumu hatırlıyorum müezzine. Olmadığım bir şeye dönüşmem için, sığmadığım bir kalıba girmem için beni zorladıklarından dolayı sevgi kusuyordum. Gastritli midemle acılar çeke çeke oruç tutmalarım için, lisenin başlarında bir kızla yanaktan yanağa öpüşünce utanmalarım için, saçma sapan şeyler uğruna beynimi yorduğum için bu arabik tiplere bol bol sevgi, bol bol aşk cümlesi gönderdim ezan bitene kadar…

Aylar sonra bu duyguyu da aştım. Şimdi dindar dostlardan tek istediğim beni anlamaları. Birbirimizi anlayabilirsek hayat hepimiz için daha güzel olacak çünkü.

*

Kişisel Facebook’umu açtım bugün. Şöyle bir eskileri yokladım, eski sevgililerimi. (Eski seksgililerim mi deseydim acaba? ^ ^) Yiten, ölen, evlenen var mı bir göz attım. Bad news: Evlenen var. Good news: Ölen yok. Harbiden yok, kanser olduktan sonra irtibatımın kesildiği ve yıllardır öldü zannettiğim bir kız vardı, yaşıyormuş. Gebermemiş. Selam verdim, on dakika kadar konuştuk ve gördüm ki hatun bana hâlâ aşık. Kızın ağzına sıçmıştım zamanında. Literally siktim attım kızı. Neyse, artık daha farklıyım tabii, kibarca halini hatrını sordum. Gerçi o bana saydırdı başlarda biraz “bok kafalı!!!” filan gibi ama olsun o kadar. Konuştuk, anlaştık, anlattık. Mobilden giriyordu, pilatesteymiş; “sonra konuşuruz o zaman” falan dedim. “Dur ya, yarın da gelirim ben buraya” filan diyo hala bana ordan. Canım ya.

Hayat ne garip. Birbirimizin ağzına sıçarak yaşıyoruz ve sonra karanlığın içinde el yordamıyla etrafta sevgi kırıntısı aramaya çalışıyoruz. Nah buluruz. Şu “People You May Know” bölümünü kontrol ettim de Facebook’ta, şaka gibi, resmen insan mezarlığım olmuş orası. Benim gömdüklerim, benim gömdüklerim, ahah, beni gömenler… Dünyanın çivisi çoktan çıkmış. Uyum sağla ya da öl.

Ya da viski iç.

viski

Anne gel buraya, konuşcaz. :/

Bu yazıda bahsettiğim şeylerle ilgili söyleyecek bir şeyleriniz varsa,

  • Ask.fm’den anonim olarak gelip soru sorabilir,
  • Aşağıdaki yorum bölümünden düşüncelerinizi bizimle paylaşabilir,
  • Yukarıdaki iletişim bölümünden bana ulaşabilir,
  • “Dinimiz?!” diye tepki verebilir,
  • Ask.fm sayfama gelip, “Annen seni düşünüyo tamam mı üzme onu?” diye soru sorarak cevap vermemi bekleyebilirsiniz. (Gelme garantili.)
BLOGA E-MAIL YOLU İLE ABONE OLABİLİRSİNİZ!

Close
Beğensen ne güzel olur!
Bu sosyal medya hesaplarını takibe alarak blogun gelişimine katkı yapabilirsiniz.
%d blogcu bunu beğendi: