Anasayfa / 2014 / Ekim

Aylık Arşiv: Ekim 2014

Köşe Yazısı Tadında: “Viski”

Selam, Üşüizm akımına “yaa neden çıkamıyorum 🙁 ” çırpınışlarıyla her seferinde daha da kapılan benim canım fanlarım. Selam size “üniversitede kızlar teklif etse bari” ergencikleri. Selam takipçilerim. Selam okul kampüsündeki köpekleri beslemek için ellerinde kemik dolu Bim poşetleriyle soğukta götü donan ODTÜ tayfası. 🙁 Selam beyaz yakalı plaza pislikleri. Selam komünistler. Naber? Otlakçılığa devam mı? ^ ^ Selam feminist Aylin Aslım fanları (hâlâ var mı lan bunlardan?). Selam. Gelsenize, bira içip muhabbet edelim biraz. Pucca ortalığı topla, misafirler geliyo.

Ahah. Umarım herkes iyidir. Ben bok gibiyim. Malum sebepten. Dün akşam işten geldiğimde tek istediğim free shoptan aldığım bir litrelik Red Label’dan kalanları kafaya dikmekti. Yol boyunca “eve gidicez oğlum, sık dişini. Viski içicez. Viski içip hayatın amına koyim diycez, dayan aslanım” diye telkinlerde bulundum kendime. Neyse, trafikte canım çıktı ama nihayet eve geldim, çantamı kapının önüne bıraktım, odama geçtim, üstümü değiştirdim. “Eehh, içmeye hazırız” diyerek dolabımı açtım… Bi saniye! Hep koyduğum yerde şişem yoktu? Odanın ışığını açmamıştım, dur açayım dedim. Açtım, eğildim… A-a?! Şişe yok? Lan? Şişe yok! Vodka olacaktı şurada bir yerlerde, o nerde? Amına koyiiim, o da yok!.. Annem atmış bütün içkilerimi! “Offfffff sikiyim böyle hayatı yaaa!” deyip sinirle yorganımı açtım, yatağın üstünde bir not:

“Evimde ahlaksızlıklar yapmandan bıktım. Kendine çeki düzen ver. Namuslu bir kız bul artık!! Bi gün ölürsem sen ve baban yüzünden olucak…..”

Nerdeyim lan ben?

Devamını Oku »

Aşk Cephesinde Yeni Bir Şey Yok.

Uzun süredir yoktum buralarda. Elbette ask.fm sayfamda geyiğe devam ediyordum ama buraya girmek için gerekli enerjiyi, yaratıcı ruhu, hissiyatı… artık adına ne derseniz, gücü, bulamamıştım kendimde. Siteye giriş yap, WordPress sürümünü güncelle, eklentileri güncelle, daha önce yazdığın taslak yazıları oku, “olmamış ki bunlar amına koyim” de, yeni yazı bölümüne gir, bembeyaz bir yazı kutusuyla karşı karşıya kal… Ee? Ne yazacaksın peki? Ağustos sonunda yaptığın Malta seyahatini mi? Seriously?! Bıkmadın mı gezdiğin yerleri yazmaktan Üşü? Yedin, içtin, sıçtın işte. Paceville’in altını üstüne getirdin, OK. Yiyişmeler, dans etmeler, bol içki… Tamam. Bir tane İspanyol kız oldu en son. Ahaha. Tamam tamam, bir saniye. Anlatılabilirmiş harbiden. İspanyol kızının tadını da özlemişim, malum. ^ ^ Aşksın Latin kızı. ^ ^

İlk büyük hırsızlığını yaptın, 20 euro çalarak.

– Ne?! Üşü?! Hrszlkmı?! İnanmıyrm doğrumu bu .s

Evet tatlım, çok zevkliydi. ^ ^ Anlatırım sonra, hikayesi cidden komik… Neyse, falan filan işte. Rulet masasında yaptığın vurgunlar, kazandığın euroları aynı gece son centine kadar sağa sola içki ısmarlayarak tüketmeler, 24’lü vodka shotlar, arkadaşlarla bol makara, 9 gecede 9’da 9 sarhoşluk, akabinde sesin hiç ses çıkmayacak şekilde kısılması, o halde bile kızlara yazmaya çalışmalar, tatilin bitmesi, havaalanına giden otobüs, dönüş uçağında gözlerden süzülen birkaç damla depresyonik gözyaşı ve Türkiye’ye dönecek olmanın verdiği tarif edilemez hüzün… Her zamanki gibi bir tatildi işte.

Zaten her şey ondan sonra başladı.

Devamını Oku »

Kendini Gerçekleştirebilmek Üzerine…

Şöyle anonim bir soru geldi biraz önce:

Mehmet Pişkin’in intihar notunu izleyince biraz korktuğunu söylemiştin, o yaşa geldiğinde o durumda olmaktan… Şu an yaşamanın amacı ne peki? Öldükten sonra oyunun bittiğini söyleyen biri oyunu neden oynar? Bu sorunun cevabını çok merak ediyorum. Soru biraz garip olacak ama sen neden yaşıyorsun?

Cevap vereyim, kendimi gerçekleştirmek için. Çok açık söyleyeyim, şu anda kendimi ne kadar tanıyorum bilmiyorum. Hayatım minik başarılar ve b ü y ü k başarısızlıklarla dolu. Ailemden yeterince destek alamadan, yalnız başıma çıktığım bir yolda yürüyorum ve dünyada devirdiğim neredeyse 25 yılın ardından henüz kendimi, sınırlarımı, hayallerimi, beni mutlu eden ve mutsuz eden şeyleri, sevdiğim kadın tipini, sevdiğim arkadaş tipini…. kısacası kendimle alakalı hiçbir şeyi doğru dürüst tanıyabildiğimi zannetmiyorum. Kendimi anladığımı sanıyordum aslında yakın bir zamana kadar ama her geçen gün başka bir şok yaşıyorum bu konularda. Bu yüzden bir süredir kendimden çok da emin davranmamak üzerine bir reaksiyon geliştirdim sanırım. Bugün 24 yaşındayım, siber güvenlik alanında kurumsal şirketlere danışmanlık hizmeti veriyorum ama 34 yaşındayken yine bu işle uğraşacak mıyım, emin değilim. İşimi sevmiyorum diyemem, sabahları işe pek çok insan gibi “lanet olsun” diyerek gitmediğim de ortada; ama yine de yaptığım işi o kadar çok seviyor muyum, ondan da emin değilim. Etrafımda uygulama geliştiren, programlama dili öğrenen, sertifikalara sulanan, teknik bilgilere abanan, gece 3’te müşterinin sitesinde güvenlik açığı bulup müşteriye bilgilendirme maili atan, Pazar günü kahvaltı saatinde “böyle güvenlik açığı olur mu yaa” diye şirket mailinden çalışanlara makale paylaşan insanlar görüyorum ve kendimi başından beri bir türlü bu dünyaya ait hissedemedim. Devamını Oku »

Close
Beğensen ne güzel olur!
Bu sosyal medya hesaplarını takibe alarak blogun gelişimine katkı yapabilirsiniz.