Anasayfa / Üşenen Adam'a Dair / Gurbet Zordur Üşü!

Gurbet Zordur Üşü!

Buraya ait değilim ben. Ciddiyim… Burası orası değil. Laaps diye girdim konuya ama, bu gerçeği evire çevire ifade etmek de pek mümkün değil. Kendi doğamda değilim ben. Hani belgesel izlersin ve anlatan kişi der ya, “Bu tür hayvanlar genellikle filan kıtanın falanca ormanlarında yaşar” diye. İşte ben kendi ormanımda değilim gibi hissediyorum kendimi. Yılda bir iki sefer, o da oldukça kısa süreyle, ait olduğum yerlere adımı atıyorum; deriiiin bir nefes çekiyorum içime orada, hörgücüme depolar gibi depoluyorum içime medeniyetin havasını; sonra gelip yine ölüm. Bu siktiğim çomaryasında; dışarıya çıktığımda, sabah otobüs kovalarken, öğlen hızlıca müşteriye rapor paylaşırken, akşam trafik çilesinin içinde boğulurken…. Her an, her dakika, her saniye bir kez daha fark ediyorum bu gerçeği: Ben buraya ait değilim.

Basit bir örnekle açayım bu söylemi isterseniz. Okulu bitirdiğim hafta babamın yanına gittim, mutfakta oturduk. Ben okulu bitirmişim, kafam rahatlamış; şimdi yıl boyunca beni motive eden şeyi, Doğu Avrupa İnterraili olayımı babama açmak ve maddi anlamda desteğini istemek istiyorum. Tabii adamı ikna edeceğim ya, okuldan, okul başarılarımdan filan girdim. İkna olayında fena değilimdir; bir iki hocanın bana olan olumlu yorumundan filan bahsettim. Oradan da konuya girmek ve benim süper gaza gelen babamdan neler koparabileceğimi görmek istiyordum. Bir iki cümleden sonra adam iyice gaza geldi, gözleri parlayarak bana şöyle haykırdı: “İki şey kaldı!” Neymiş dedim o iki şey; şuymuş: “İyi bir iş, iyi bir eş.” Ahahaha ya… Baba… Yine yanlış gaza geldin. Sus ve yemeğini ye. 🙁

Ama adam bir yandan da haklı. Türkiye’deyim. Buranın bazı gerçekleri var. Mükemmel gerçekler bunlar. Kusursuz. Harbi bak… Mesela Türk olduğumu iddia edip bununla övünüyor olmam falan lazım burada. Çok iyi, değil mi? TÜRKÜZ OLUM BİZ cCc. “Amerikalılar Irak’ta masum insanların kanını döktü! Amk şerefsizleri!!1” diye haykırıp aynı anda Cengiz Han’ın zaferleriyle, İstanbul’un fethiyle, Mercidabık Muharebesi’yle filan övünüyor olmam gerek. Düşün; hem o, hem o. Süper kafa. Sokaklarda, “racon kesmemek, kafa kesmek” arzusuyla yanıp tutuşan milyon tane psikopattan biri olmam, hurarrrk diye balgam toplayıp yere sıçar gibi tükürmem gerek. Kız arkadaşım “patlak” çıkınca onu otele atıp ters yüz edene kadar siktikten sonra sonra orospu diye şutlamam gerek. Her boku yiyip sonra etrafta “evlenilecek kız” arayışına çıkmam gerek. Neden? Çünkü sevgilim insan değil, kutu kola. “Bunu daha önce açmışlar amk :(” diye üzülmemek için bu olaya çok dikkat etmek gerekiyor. Atalarımızdan öyle gördük moruk biz. Örf adet gelenek… Töre möre. Köşeyi dönsem ölüm, düz gitsem hayat. Yezidin harcı zulüm, yiğidin borcu ölüm. Durmuyor deli yüreğim. Andırstend?

cocacola

Değil misin?! Nasıl yaparsın bana bunu, nasıl nasıl nasıl?!!”

Şimdi böyle bir toplumda nasıl mutlu olabilirsin ki? Amk ben zampara adamım; hükümetin adamı gelmiş televizyonda “Erkek dediğin zampara olmayacak!” diye beyanat veriyor. Ee, siz benim yaşam tarzımı komple söktünüz aldınız be amca? Baya böyle kulbundan çekip ayağınızla duvardan destek ala ala zark diye çektiniz aldınız bütün olayımı benden. Ruh dünyamı ağlattınız. Ben gece kulüpleriyle, barlarla dolu sokakta, bir ona salça olayım, bir buna salça olayım, ona da laf atayım, bununla da eğleneyim, bir sürü insanla tanışayım ve geceyi kahkahalarla kapatayım derdinde rahat bir adamım. Bu da benim yaşam tarzım işte. Acun Firarda gibi dolanmak istiyorum ben ortalıkta. Yurt dışına çıktığımda yapıyorum da bunu. Tek kelime İspanyolca bilmeden dolaştığım Madrid sokaklarında Google Translate ile şaklabanlıklar yapıp kız götürüyorum, Amsterdam’da manyağın biriyle halisünasyon göre göre sevişiyoruz, Split’te gecede 7 kişiye aşık oluyorum, Budapeşte’de bir parkta köpek gibi içtikten sonra sidik çamurlarına basa basa aynı ağacın dibine gidip defalarca işiyorum ve bu durum sikimde bile olmuyor; çünkü mutluyum! O kadar mutluyum ki içerim bile o çamuru! Sonra buraya geliyorsun, anaa… Millet akşam ezanından sonra kızını sokağa salmıyor. Ya sikerlerse? Aman, Allah korusun! 🙁

Çalışma İzni Yahut Silistre

Yok abi. Gitmeli. Ciddi ciddi gitmeli. Zaten bütün konsantrasyonumu da buna ayırmış durumdayım fark ettiyseniz. İşimle evlendim resmen. Hayvanat bahçesi gibi çalışıyorum durmadan. Gerekli sertifikasyon, iş tecrübesi, bilgi, birikim her ne sikse yükleyin beynime de siktirip gideyim o medeniyetin mis kokulu binalarının arasına diyorum. Amk güneşin batışını keyifle izleyerek bira yudumlayacak boğaz kenarında 3 tane mekan kalmadı. İçkiyi siyah torbada alıyorsun amk, ötesi mi var? Baya, keleş mermisi alır gibi kaçak göçek, kapkara torbayla çıkıyorsun bayiden. O kadar komik şeylerin derdindeyiz ki götümle gülmek bile acı geliyor bazen. Bana getir Los Angeles’ı. Getir oradan Londra. Ver ordan bir tutam Amsterdam. Oo Malta, alırım bi dal. Gönder beni oralara. Stockholm, Oslo, Helsinki… Gönder işte bir yere.

"Çıkarın beni bu cehennemden!"

– Çıkarın beni bu cehennemden!

Birisi ask.fm’de şöyle sordu az önce:

Seni yeni takip etmeye başladım. Ve direk aklıma filmlerde olan durumlar geldi. Böyle gizli gizli, isim vermeden yazmalar falan. Yazarken baskın ama gerçek hayatta pasif…Doğruluk payı yoktur ama yazıyım dedim bi.

Cevabını burada vereyim: Evet, bildiğin öyleyim. Bok gibi pasifim, kafama sıçayım. Çürüttüler beni. Ask.fm’de kafam rahat tabii, sonuçta orada ilgi odağısın, herkes Üşü Üşü dolanıyor ortalıkta da biraz götün kalkıyor, az buçuk keyfin yerine geliyor. Bu, benim sanal alemde “olmak istediğim kişi” olduğum anlamına gelmiyor. Aksine, gerçek hayatta olmak istemediğim kişiyim. Gerçek hayatta sahte bir adamım yani. Sabahın köründe otobüs kovala, işe git, aynı kişilere günaydın de. Tamam, işini seviyor olabilirsin ama 5 saatte ve evden bitirilebilecek bir iş için ofise kadar gidip akşam 6’ya kadar orada sürünüyor olmak ne sana bir şey katıyor, ne de yaratıcılık anlamında işine… Çürüyüp gidiyoruz kısaca. Neyse ki bir motivasyonum var.

Türkiye’nin En Sevdiğim Yeri: “Dış Hatlar Gidiş”

Geçenlerde Fenerbahçeli genç bir oyuncunun (Salih Uçan) Roma takımına transferi gündemdeydi. Eleman 20 yaşında mı ne, kendi takımında da düzenli forma giyemiyor ama yetenekli bir çocuk. Roma kulübü de bunu 2 yıldır istiyormuş, eskiden beri takip ediyormuş filan. Neyse, uğraştılar, didindiler, en sonunda da transfer gerçekleşti. Ben de seviniyorum herif vizyonlu çıktı diye; malum, Türk futbolcusu biraz (çok) kıro olduğu için Avrupa’ya gitmekle filan pek işi olmaz. Burada, Çomâriye’de mis gibi topunu oynar, derbilerde gol atar, sonra bir yıl yatar, senede 2.5-3 milyon euroyu cebe indirir. Salih böyle bir vizyon ortaya koyunca tabii benim hoşuma gitti, hakkında çıkan haberleri takip ettim biraz. Herif tam ülkeden ayrılma aşamasındayken şöyle bir haber küpürü gördüm gazetede:

Roma seyahati öncesi Salih’e Emre Belözoğlu ve Mehmet Topal çok önemli bir hatırlatmada bulundu:
Gurbet zordur Salih. Sana tavsiyemiz aileni de götürmenÖzellikle anneni mutlaka yanına al. Anneni, babanı götür oralarda rahat edersin.’

OOOOOOOVVVVV!!…. OOOOOOOOOOOOOVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVV! Jesus facepalm! Allah-ü Teala facepalm! Artık daha üst mertebe ne olabilirse o facepalm! Neler okudum az önce ben?! Az önce bu gözler neler gördü?! “Gurbet zordur”, “anneni mutlaka yanına al”… Neler diyorsunuz beyler siz? Nerelerdesiniz, hangi dünyalardasınız? Dünyada verilmiş en kötü öğüt! Roma mı gurbet amk? Roma lan. Roma’ya kıyasla burası 10 kere gurbet be, kafayı mı yediniz beyler siz? Vizyonsuzlukta çığır açmışsınız resmen. Çocuğun hayatını yakacaksınız ya.

Eeeh eytere bea!

O zaman beni koparın abi buralardan. Bu beyin terklerden n’olur kurtarın beni. Sökün alın beni. Sikeyim, kendi hayat tarzımı istiyorum. Ayın sonlarına doğru 10 günlüğüne Malta’ya gidiyorum. İznimi biletimi her bokumu aldım. Gidip biraz hava alıp geleyim. Sonra?

Sonrası yine ölüm…

:(

🙁

Bu yazıda bahsettiğim şeylerle ilgili söyleyecek bir şeyleriniz varsa,

  • Ask.fm’den anonim olarak gelip soru sorabilir,
  • Aşağıdaki yorum bölümünden düşüncelerinizi bizimle paylaşabilir,
  • Yukarıdaki iletişim bölümünden bana ulaşabilir,
  • “Üşü adam gibi yaşasan aslında mutlu olursun mesela düzgün yaşasan belkide baban haklı ??” diye tepki verebilir,
  • Ask.fm sayfama gelip, “Iyı kardes sıktır gıt amına goyım tutanmı var ?” diye soru sorarak cevap vermemi bekleyebilirsiniz. (Gelme garantili.)
BLOGA E-MAIL YOLU İLE ABONE OLABİLİRSİNİZ!

Close
Beğensen ne güzel olur!
Bu sosyal medya hesaplarını takibe alarak blogun gelişimine katkı yapabilirsiniz.
%d blogcu bunu beğendi: