Anasayfa / Bilim, Dinler ve Ateizm / Ateizme Saldıracak Genç Arkadaşlara Tavsiyeler

Ateizme Saldıracak Genç Arkadaşlara Tavsiyeler

Tavsiye 1: Ateizmin ne olduğunu bilin.

Ateizm, Tanrı’nın varlığı ile ilgili bir felsefedir ve hiçbir tanrıyı kabul etmemek anlamına gelir. Dünya üzerinde budizm gibi ateist dinler de bulunduğu için ateizmin dinsizlik anlamına geldiğini iddia etmek her zaman tam olarak doğru olmaz. Ateizm, çok kaba ve kısa bir tanımla, dünyanın ve yaşamın ilahi bir güç tarafından yaratıldığını düşünmeyenlerin düşüncesidir.

Ateizm, Tanrı’nın “var olmadığına inanmak” demek değildir, Tanrı’nın “var olduğuna inanmamak” demektir. Dolayısıyla da bir inanç değildir. Ateizmin pek çok çeşitleri vardır. Geçmişte ateizmin savunuculuğunu yapmış bazı önemli düşünürler ateizmi negatif ve pozitif ateizm olarak ikiye ayırmışlardır. Bu ayrıma göre negatif ateizm, Tanrı’nın var olmasını prensip olarak mümkün görmekle beraber, var olduğuna dair hiçbir gerekçe bulunmadığı için Tanrı fikrini reddetmek demektir. Pozitif ateist ise Tanrı’nın var olmasını mümkün görmez; bunu da tanrı kavramının geçerli bir şekilde tanımlanmadığı ve içinde çelişkiler taşıdığı gibi gerekçelere dayanarak yapar. Günümüzde bu tanımlar tanrı tanımının oldukça değişken olmasından dolayı geçerliliğini yitirmeye başlamışsa da, Tanrı inancının reddine dair farklı görüşlerin olduğunu bilmenizde yarar var.

Bilmeniz gereken bir diğer şey de şu: Ateizm dünyayı anlamak iddiasında olan bir dünya görüşü değildir. Ateistler dünyayı anlamak konusunda birbirinden farklı pek çok görüşe sahip olabilirler. Bir Marksist, bir Tibet rahibi yahut insanları uzaylıların yarattığına inanan bir insan pekala ateizm çizgisinde birleşebilir. Buradan hareketle söyleyebiliriz ki, ateistlerin ortak bir görüşü, ortak bir ahlak anlayışı ve değerler sistemi yoktur. Fakat ateistlerin büyük çoğunluğu bilimsel/materyalist dünya görüşüne sahip kişilerdir; dolayısıyla temel felsefi sorulara bilimin cevap verebildiği ölçüde cevap verirler.  Bu insanların felsefesinde “Bu konuda herhangi bir bulgu olmasına, kanıt olmasına gerek yok. Ben buna böyle inanıyorum” dememek vardır. Bu düşünceyi gerçekten anlayabilmeniz için öncelikle birkaç saniyeliğine de olsa bildiğiniz bütün doğruların yanlış olduğunu kabul etmelisiniz.

Bundan sonrasını şöyle izah edeyim:

– Hz. Musa denizi asasıyla ikiye ayırdı!
+ Bununla ilgili bir kanıt var mı?
– Yok.
+ O halde bunu nereden bilebiliriz?
– Kuran’da yazıyor.
+ Peki ben de içinde “Hz. Musa denizleri yarmamıştır” şeklinde bir satır geçen bir din kitabı yazsam durum 1-1’e gelir mi?
– Gelmez, çünkü o insan yapısı bir yazı olur.
+ Peki elimizde Kuran’ın insan yapısı olmadığına dair bir delil var mı?
– Var. Çünkü yapısı şiirseldir.
+ Bu yeterli bir delil midir?
– Bizim için yeterlidir. Ayrıca Kuran hiç bozulmamıştır.
+ Bozulmadığına dair elimizdeki kanıt nedir?
– Allah Kuran’ı bozulmaktan koruyacağını kendisi söylüyor.
+ Bugün ben de bozulmayacağını iddia ettiğim bir din kitabı yazıp bu satırı içine ekleyebilirim değil mi?
– Ama Kuran’da mucizeler var.
+ Örneğin?
– Denizlerin karışmaması gibi.
+ Ama böyle bir şey yok ki. Denizler birbirine karışıyor.
– Başka mucizeler de var!
+ Ne gibi?
– Hz. Musa’nın denizleri ikiye yarması gibi!
+ Bununla ilgili bir kanıt var mı?
– Olmasına gerek yok. Onların gözleri vardır, görmezler. Kulakları vardır, duymazlar. İnananlar için inşallah pek çok delil vardır. Biz böyle inanıyoruz.
+ Hah, öyle desene.
– Ne desene?
+ Öyle inandığını.

Örnek diyalogdan görülebileceği gibi, konuşmadaki bir taraf inandıklarını mutlak doğru olarak kabul ederken, diğer taraf inanmak için kesin deliller istiyor. Burada iki tarafın birbirine üstünlük kurma şansı yok aslında. Çünkü inanan taraf “Bilmiyorum” demek yerine “Allah bilir” demeyi seçen bir insan. İnanan insan için doğru tektir ve bu doğrular tartışılamaz. Delil isteyen taraf için ise bütün doğruların tartışılabilir, sorgulanabilir ve ispatlanabilir olması gerekir. İşte ateistler burada delil isteyen tarafı oluşturuyor aslında. “Ben buna böyle inanıyorum” demeyen insanlara, bilmediğini kabul eden ve doğruyu bilmek için çabalayan insanlara ateist diyoruz. Umarım açıklayıcı olabilmiştir.

Tavsiye 2: Ateistlere saygı duyun.

Neden böyle söylüyorum? Çünkü içinde yaşadığımız toplumda, toplumun olmanızı öngördüğü insan modelinden biraz farklı olabilmenin bile ne denli zor ve cesaret isteyen bir olgu olduğunu siz de takdir edersiniz de ondan. Türkiye’deki ateistlerin büyük çoğunluğu hayatlarının bir dönemini Müslüman olarak geçirmiş kimseler. Dolayısıyla, dinden çıkmanın Cehennem’de çekilecek sonsuz bir acı haline geleceği hususunda bilinçaltlarına yerleşmiş olan korkudan ve dinden çıktıklarında bir yaratıcıya dua edemeyecek ve ondan yardım dileyemeyecek olmanın vereceği yalnızlık hissinden kurtulabilmek için kendileriyle büyük savaşlar vermiş insanlar bunlar. Onların seçtikleri yola saygı duyamayabilirsiniz; fakat oldukça güç ve her anlamda cesaret isteyen bir seçim yaptıkları için sırf bu cesaretlerinden dolayı bile olsa onlara saygı duymalısınız.

Tavsiye 3: Tanrı fikrini ispatlamaya çalışmayın. Bu konuda yapılan büyük hatalardan kaçının.

Örnek Hata 1: Bir pilot kalemin bile bir üreticisi varsa, bu koca evrenin yaratıcısı nasıl olmaz?

– Peki o yaratıcıyı kim yarattı?
+ O yaratılmadı.
– Peki aynı mantıkla, bir pilot kalemin bile yaratıcısı varsa, yaratıcısı olmayan bir şey nasıl var olabilir?
+ Cevâb Veremedi. Diyâ-ül Kulûb. Harputlu İshak Efendi. Otuzaltıncı Baskı. Hakîkat Kitâbevi. Darüşşefeka Cad. 53 P.K.: 35 34083. Tel: 0212 523 45 56-532 58 43 Fax: 0212 523 36 93.

Örnek Hata 2: Tanrı olmasa, her şey kendi kendine var olsa bu mükemmellikler nasıl var olabilir?

– Mükemmel olan ne?
+ Mesela gözümüz. Gözümüze bak. Ne tarafa dönersen o tarafı net olarak görüyorsun. Mükemmel!
– Neye göre mükemmel? Mesela o göz gece göremiyorsa nasıl mükemmel olabilir? Suyun altında göremiyorsa o gözün nasıl mükemmel olduğunu iddia edebilirsin? İnsan gözü doğadaki en iyi göz mü?
+ Evet!
– Diyelim ki öyle. En iyi göz olsa bile, madem mükemmel, nasıl bozulabiliyor? Göz doktoru diye bir şey neden var? Neden gözlük takarız, lens kullanırız? Hatta kimi bebekler gözü bozuk doğuyor, nasıl? Hani mükemmeldi?
+ Cevâb Veremedi. Diyâ-ül Kulûb. Harputlu İshak Efendi. Otuzaltıncı Baskı. Hakîkat Kitâbevi. Darüşşefeka Cad. 53 P.K.: 35 34083. Tel: 0212 523 45 56-532 58 43 Fax: 0212 523 36 93.

Örnek Hata 3: Tanrı yoksa, hadi diyelim geriye gittik gittik gittik… Big Bang’e kadar geldik. O ilk noktayı düşün, her şeyin başladığı o ilk an. O ilk anı kim yarattı?

– O ilk anın birisi tarafından yaratıldığını nereden biliyoruz?
+ Birisi tarafından yaratılmadığını nereden biliyoruz?
– Çünkü öyle bir bulgu yok elimizde.
+ Peki evren nasıl var oldu? Kendi kendine mi?!
– Açıkçası henüz tam olarak bilmiyoruz.
+ Biz biliyoruz, Tanrı “Ol!” dedi, oldu.
– Bilmiyorsun, yalnızca böyle inanıyorsun. Bununla ilgili bir delilin yok ki.
+ Var. Kuran’da yazıyor!
– Haydaaa!

Tavsiye 4: Evrim Teorisi’nin doğru olduğunu kabul etmek için ateist olmak gerektiğini düşünmeyin.

Evrim Teorisi, bugünkü Biyoloji bilimini tamamen içine alan bilimsel bir gerçektir ve canlılığın gelişimini açıklayan ve yanlışlanamayan elimizdeki tek gerçek görüştür. Bu gerçeği reddetmenin Big Bang Teorisi’ni reddetmekten hiçbir farkı yoktur. Biyoloji’nin yanında Tıp, Jeoloji, Antropoloji, Sosyoloji, Ekonomi ve hatta Mühendislik gibi bilimler dahi Evrim Kuramı’nı dolaylı olarak kapsarlar. Örneğin Evrim Teorisi olmadan kuştan kuşa geçen bir Kuş Gribi hastalığının nasıl kuştan insana bulaşmaya başladığını asla açıklayamayız.

Ateizm Evrim Teorisi’ne ihtiyaç duymaz; bu iki kavram da birbiriyle direkt olarak alakalı olan kavramlar değillerdir. Dolayısıyla Evrim Teorisi’ni kabul etmeniz sizi dini inancınızdan koparmaz ya da ateist yapmaz; dini inancınızı buna göre yorumlayarak inanmaya devam edebilirsiniz. İnsanın topraktan yaratılmasını Evrim Teorisi ile bağdaştırarak hem Müslüman olup hem de Evrim Teorisi’nin doğruluğunu kabul eden pek çok Müslüman bulunmaktadır.

Tavsiye 5: İnandığınız dini iyi bilin.

Bugün herhangi bir teist inanca sahip insanların bir çoğu ailesini bu inanışa inanır halde bulduğu için onlardan aldıklarını devam ettirerek yaşamaktadır. Dolayısıyla çoğu zaman bu insanların inançlarının onlardan öğrendikleri kadarıyla kaldığını görürüz. Oysa ateistlerin pek çoğu içlerindeki şüpheden dolayı eski dinlerini sonuna kadar sorgulamış ve araştırmış insanlardır. Dolayısıyla onların yanlış düşündüğünü onlara söylemek istiyorsanız, önce onlar kadar dininizi iyi bildiğinizden emin olmalısınız. Örneğin Müslüman olduğunuzu söylüyorsanız ve hadisleri reddetmiyorsanız, Kuran’ın yanında Kütüb-i Sitte denilen 6 hadis kitabını da okumanız gerektiğini de bilmelisiniz.

Tavsiye 6: “Düşen uçakta ateist olmaz” söylemiyle Tanrı inancını ispatlamaya çalışmayın.

dusmekte-olan-ucaktaki-ateist_397944

Kendi adıma konuşacak olursam, düşen bir uçakta bile olsam ateist olmaktan vazgeçmezdim; çünkü öldükten sonra bir Tanrı ile karşılaşsam ve bana kendisine neden inanmadığımı soracak olsa bile ona verecek pek çok cevabım olurdu. Fakat her ateistten o acziyet anında bu kadar kararlı olmasını bekleyemem. İnsanlar korktuklarında ve kendilerini çaresiz hissettiklerinde çocukluktan itibaren öğretilmiş olan eski inançlarına sarılmak durumunda kalabilirler. Bu, Tanrı’nın varlığına bir delil değildir; yalnızca bilinçaltına çocukluktan itibaren işlenmiş olan sesin bir yansımasıdır ve eskiden teist inanca sahip olmayan insanlarda ölüme yaklaşıldığında böyle bir eğilim gözlenmez.

Tavsiye 7: Karşılarına zekice argümanlarla çıkamıyorsanız, ateistlerin karşısına çıkmadan önce bir süre düşünün.

İnternet üzerinde ateistlere sorulan saçma soruları aratırsanız, oldukça komik bazı argümanlara ulaşırsınız. Başta cevap vermeyip sadece yayınlamak istediğim bu sorulara sonradan “Ne olursa olsun bu soruları mantıklı bulanlar var. Onlar da insan” diyerek cevap vermek istedim. Bu sorulardan bir kısmı şöyle:

– Allah yok diyorsun. Biz göremesek de havanın olduğunu biliriz. Buna ne diyeceksin?
Havada ne olduğunu gözümüzle göremiyoruz belki, ama laboratuvar ortamında görebiliyoruz.

– Zaman zaman “Hay Allah!” demiyor musun?
Diyorum. Ama bu sonradan kazanılmış bir refleks. Çocukluktan beri alıştığımız için bu şekilde tepki veriyoruz. Bir ateist “Allah razı olsun”, “Allah rahmet eylesin” gibi kalıpları da -kullanmak istemeyerek de olsa- kullanabilir. Dilimiz yıllarca inanç kavramıyla beraber evrimleştiği için bazen mecburen bu kalıpları kullanmak durumunda kalabiliyoruz. Bütün bunlar elbette Tanrı’nın varlığına birer delil olamaz, bunlar yalnızca toplumsal bir alışkanlığa işaret eder.

– Bizi Tanrı yaratmadıysa kim yarattı?
Sen yaratıldığımız sonucuna kesin olarak nasıl vardığını söyle önce.

– Peki Allah yazan domatesleri, bal peteklerini; Allah diyen aslanları nasıl açıklıyorsun?
Sabırla. Sabırla açıklıyorum.

– Sende ahlâk ve vicdan var mı?
Ahlak, dinlerle gelen bir olgu değildir. Toplum içinde birlikte huzur içinde yaşayabilmemiz için oluşturduğumuz kurallar bütünüdür. Bugün hayvanlar arasında da bir ahlak anlayışı olduğunu ve bu ahlaka uymayanları kendi aralarında cezalandırdıklarını biliyoruz. Vicdan kavramı da tıpkı ahlak kavramı gibi din ile direkt bağlantılı değildir. Öyle olsaydı, Müslüman olan her insanın vicdanlı olduğunu iddia edebiliyor olmamız gerekirdi ki bu takdir edersiniz ki mümkün değildir.

– Sadece marjinal olmak için mi ateist oldun?
Kimse marjinal olmak için cehennemde sonsuza kadar yanmayı göze alamaz.

– Havalı olduğu için, kız tavlamak için mi ateist oldun?
Kimse havalı olmak için sonsuz bir cennetten vazgeçmez.

– Yani her şey tesadüfen mi oluştu?
Her şeyin açıklayamadığın bir gücün “Ol” demesiyle olduğunu mantıklı bulabiliyorsun da, bu mu mantıksız geldi?

– Kendini hiç boşluktaymış gibi hissetmiyor musun?
Aksine, yalnızca doğrulara inandığım için ve kendimi kandırmadığım için huzurlu hissediyorum. Müslümanken hissettiğim huzurun kat kat fazlasını hissediyorum içimde. Nasıl?

– O zaman dünyaya neden geldik?
Dünyaya “gelmedik”, yalnızca doğduk. Herkes dünyada var olma amacını kendisi belirleyebilir. Kimisi amaçsızca yaşamayı da seçebilir. Bunlar insanların seçimleridir.

– Canın yandığında “Allah!” diye bağırmıyor musun?
Yukarıya çıkıp ikinci sorunun cevabına bak.

– Sen şimdi Allah’a, meleklere, kitaba, peygamberlere, ahirete, kadere…. inanmıyor musun yani?
İnanıyorum, evet. Ama sadece Cebrail’e, Hz. Yunus’a, ben gideceksem cennete; Allah’ın üçte birine, kaderin beşte üçüne, kitabın da yalnızca kuşe kağıt olanlarına inanıyorum. Nasıl? (İşbu cevap ironi içerir.)

– Allah’tan korkmuyor musun?
Varlığına inanmadığım bir şeyden nasıl korkabilirim? Sen vampirlerden ya da Zeus’tan korkuyor musun?

– Cehennemde yanmaktan korkmuyor musun?
Üstteki sorunun cevabına bak. Ayrıca sen cehennemden korktuğun için mi iman ediyorsun? Cehennem diye bir şey olmasa Müslüman olmayacak mıydın? Ateşle korkutulmasaydın 5 vakit namaz kılmayacak mıydın?

– Allah’a inanmıyorsan neye inanıyorsun?
Somut delilleri olmayan hiçbir şeye inanmıyorum. Somut delilleri olan hiçbir şeyi de kesin ve değişmez doğrular olarak kabul etmem, orası ayrı.

– Seni kötülük yapmaktan alıkoyan ne?
Ahlâk.

– Ya tanrı varsa?
Peki ya doğru inanç Zen inancı ise? Ya Zulu kabilesinin dini doğru ise? Bu düşünceyle insan nasıl düşüncelerini şekillendirebilir.

– Kuran’ı okudun mu hiç?
Bu soru şaka olmalı.

– Sen şimdi cenabet misin?
Tövbe estağfurullaaah.

– O büyük boşluğu nasıl dolduruyorsun?
Maşrapayla.

Ateizm hakkında söyleyecek bir şeyiniz varsa;

  • http://ask.fm/UsenenAdam adresinden üye olmaksızın ve anonim olarak bana soru gönderebilir,
  • Aşağıdan yorum yazabilir,
  • Yukarıdan iletişim bölümüne girerek mesaj şeklinde bana ulaştırabilir,
  • “Allah belanızı vermeyecek mi yani?!” diye düşünerek içinizde tutup kendi kendinizi yiyebilir,
  • Ask.fm’e gelerek yukarıdaki saçmasapan sorulardan birini sorup benden gelecek cevabı bekleyebilirsiniz. (Gelme garantili.)
BLOGA E-MAIL YOLU İLE ABONE OLABİLİRSİNİZ!

  • Murat

    çok beğenerek okudum.
    asıl muhataplarının pek ilgi göstereceğini sanmıyorum ama benim gibi ara sıra onlarla sonuca ulaşamayan tartışmalar yaşayan insanlar için pratik bir rehber olmuş 🙂

    • Üşü

      Çok teşekkür ederim. Her görüşten insan okuyor, merak etmeyin. Tabii okuduktan sonra ne kadarını anlayabiliyorlar bilmiyorum. 🙂

  • Gökhan

    Mükemmel bir yazı olmuş. Yazınızı Her inananın okuması gerektiğini düşünüyorum. okumalılar ki bizi bir nebze olsun anlayabilsinler. Belki içlerinde bir küçük sorgulama ateşi bile yanabilir bu sayede. Bence yazmaya devam etmelisiniz. Teşekkürler.

    • Üşü

      Ben teşekkür ederim. Umarım yanar. 🙂

Close
Beğensen ne güzel olur!
Bu sosyal medya hesaplarını takibe alarak blogun gelişimine katkı yapabilirsiniz.
%d blogcu bunu beğendi: