Anasayfa / Seyahat, Gezi ve Interrail / Üşü ile Interrail: Split – Ama Aramızda Kalsın!

Üşü ile Interrail: Split – Ama Aramızda Kalsın!

Bir büyük itiraf: Split’ten hiç uzun uzun bahsedesim yok. Nedeni ne mi? Çünkü ben gittiğimde orada çok az Türk vardı ve o şehrin bizim millet tarafından keşfedilmesini pek istemiyorum. Gittiğimiz her yerde kavga çıkarıp ortamdaki enerjiyi sıfıra düşürmekle nam salmış bir milletiz zira. Bozulmasını, “Are you disco?” zihniyetindeki amelelerle dolmasını istemiyorum oranın. Sizin öyle insanlar olmadığınızı bildiğim için anlatacağım, ama lütfen sağda solda çok fazla dillendirmeyin, olur mu? ;(

Split, Hırvatistan’ın güzel bir tatil şehri. Ünlü futbol takımı Hajduk Split’in de şehri aynı zamanda. Zagreb’den buraya günde 3 defa tren kalkıyor ve 7-8 saat kadar bir yolculuktan sonra direkt olarak şehir merkezine varıyorsunuz. Tren istasyonunun bulunduğu yer aynı zamanda otobüslerin ve adalara giden vapurların da kalktığı kalabalık bir alan. (ki o adalar Split’ten bile güzellermiş, gidenlerin yalancısıyım.)

Biz buraya yine hiçbir hostel rezervasyonu yapmadan geldik. Önceki şehirlerde maddi açıdan çok açılmıştık ve buradaki hosteller de fiyat açısından biraz tuzluydu. Dormda kalmak da istemedik. Zaten internetten kontrol ettiğim kadarıyla vardığımız gün olan Cuma günü için de hostellerde hiç yer yoktu. Dolayısıyla hem maddi açıdan durumumuzu dengeleyebilmek için, hem de düzgün bir yerde kalabilmek için şöyle bir formül geliştirdik: Çantalarımızı locker’da kilitleyelim, gidip içelim, sabaha kadar eğlenelim ve sabah 5’ten sonra sahilde diğer interrailcilerle beraber uyuyup öğleden sonra kalkıp hostel bakalım…

Yani dünyanın en aptalca fikri! 🙂

Tamam, eğlenmesine eğlendik; danslar, kızlar, içkiler… Her şey güzeldi. Ama sabaha karşı o diskodan çıkıp uyku tulumsuz ve matsız o buz gibi kumlara yatmak ne demek biliyor musunuz? Diğer interrailciler tulumlarının içine girmiş, mışıl mışıl uyuyorlardı ve ben ısıttığım kumlar altımdan kaymasın diye bir milim kıpırdamadan yatmaya çalışıyordum! Neyse ki birkaç saat ben de uyuyabildim. Sonra da şezlongcular tarafından uyandırıldık zaten!

area_35142_17[1]

Adına “Obala Hrvatskog narodnog preporoda” denen kordon yolu. (Bir Eyjafjallajokull demedikleri kalmış!)

Arkadaşım benden önce kalkıp hostel aramaya çıktı. Ben bu işlerin öyle kolay olmayacağını bildiğimden biraz daha oyalanıp dinlendim orada. Saat 8 civarıydı henüz, nereye buluyorsun hostel?! Sonra, kalkıp limana dönerken, “Sanki birkaç saat önce diskodan bulduğu hatunun evine gitmiş, seviştikten sonra kızın uykuya dalmasını beklemiş ve kız uyur uyumaz evden tüymüş yaramaz erkek tripleri” ile gömleğimin üst düğmelerini ilikler gibi yaparak yoldaki kızlarla muhabbet ettim, yalandan limanın yönünü sorup Facebook toplaya toplaya limana indim. 🙂

Öğleye doğru kendimize güzel bir daire bulduk. Tek odalı, iki yatağı, ocağı ve banyosu olan çok merkezi bir noktadaki bu stüdyo daire, benim “Elmander Sokağı” diye adlandırdığım (Uzun hikaye) Kralja Zvonimira Caddesi’nin girişinde, Zlodrina ismindeki ara sokağın üstündeydi. Ev sahibimiz inanılmaz titiz ve takıntılı bir kadındı; hep beraber eve girdikten sonra onu yapın, şunu yapmayın, kapıyı böyle kilitleyin, klimayı şu ayarda tutun diye 700 tane tembihte bulundu. Yahu kadın, anladık, çık artık, uyuyacağız!

Dakikalar sonra kadın çıktı odadan. Yataklarımıza devrildik. İşte o uykuyu anlatamam sana… Ya da dur, deneyeyim: ÖLÜP saatler sonra yeniden dirilmek gibi tatlı bir uyku. Ya da şöyle diyeyim: Oyun gibi kaydedip, ara sıra sadece zevk için o duyguyu tekrar yaşamak isteyip kayıttan açılacak kadar keyifli bir uyku.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Arkada Bacvice diskosu, önde Bacvice plajı. Daha ne olsun!

Sonra Split’in tadına varmaya başladık. Sabah evsiz gibi yattığım kumsallara akşam üzeri kral gibi girdim. Tıpkı günah çıkarmak gibiydi. Çağırdım bizim şezlongçuyu, al dedim şu parayı, git bana bira al! Oh be, dünya varmış! 🙂

Split’teyken genelde Bacvice denilen kumsalda vakit geçirdik. Burada bir disko da var. Liman bölgesinde ise eski şehri, tarihi mekanları görebilirsiniz. Her şehirde gençlerin takıldığı bir park bulup geceye akşam 9’dan sonra orada başladığımız için, buradaki “Studentski”miz (O parkları Sofya’dan beri aramızda böyle isimlendiriyoruz.) kordonun devamında soldaki uzun bölüm oldu. Hatta kordonda hep yaşlılar takıldığı için oraya da “Teacherski” adını taktım! (Bu isim takmalar bende meşhurdur.)

Bu şehrin anlatılacak çok fazla enteresan yönü yok. Aklıma gelen ilk şey: Tren istasyonunun kilometrelerce uzağında bile McDonalds yok. KFC, Burger King zaten neredeyse hiçbir şehirde karşımıza çıkmadı da, McDonalds istisnasız her yerde vardı. Varır varmaz wi-fi hizmetini kullanabilmek güzel oluyordu. Gerçi uzaklarda bir yerde bir tane AVM’nin içinde varmış, ama o kadar da kasmaya gerek yoktu. Bir şekilde ucuza karnımızı doyurabildik. Ben chicken wrap yedim genelde, gayet doyurucu ve lezzetliydi. Ha, bir de ćevapi yedim tabii ki! İnternet konusuna ise takılmayın, limanda pek çok noktada bedava internet kullanabiliyorsunuz.

Split[1]

Gitmeyin buraya! Baksanıza, hiç güzel değil!

Yemek içmek konusunda da şunu söyleyeyim: Ćevapi yemediyseniz yiyin, burek (bizim böreğin aynısı) yiyin. Biralarından tadın. Kordonda gördüğünüz değişik shotları ve tatlıları deneyin. Öğleden sonra muhteşem denizinin de tadına varmayı unutmayın. Bacvice’de öyle bir deniz vardı ki, içindeyken yürü yürü bitmiyor, çabuk derinleşmiyor ve zemin sürekli kum. Bir tane çakıl taşı ya da yosun yok! En sevdiğim deniz tipi! Yalnız su biraz soğuk ve dalgalı sayılır, bilginize. Ama alışıyorsunuz.

Split hakkında son sözüm şu: Mutlaka gidilmeli -ama mutlaka yazın gidilmeli. Yazın, bizim Bodrum’un, Alanya’nın amelelerden arındırılmış versiyonu gibi. Kışları konusunda ise pek emin değilim henüz. Vizeler bildiğim kadarıyla Hırvatistan ile tekrar kaldırıldı. Yani uçağa atlayıp gelebilmeniz mümkün.

Ya da neyse, gelmeyin. Berbat. İğrenç. Kötü. Gelmeyin… Valla bak.

Split hakkında sizin de söyleyecekleriniz varsa, yorumlarınızı;

  • http://ask.fm/UsenenAdam adresinden üye olmaksızın ve anonim olarak bana gönderebilir,
  • Aşağıdan yorum olarak yazabilir,
  • Yukarıdan iletişim bölümüne girerek mesaj şeklinde bana ulaştırabilir,
  • “Neden yukarıda esprili bir cümle kurmadın?” diye soru işaretleri içinde boğularak içinizde saklayabilir;
  • Ya da bunu gerçekten çok isteyerek, düşünce gücünüzle evrene mesaj gönderip bir sonraki şehirde benden size meydanda buluşma sözü gelmesini sağlayabilirsiniz. (Gelme garantili.)

Dipnot: Anahtar kelimelerinizi veriyorum, sonucu kendiniz çıkarın: iPhone, blog yazmak, işkence, okur, kıymet bilmek. 🙁

BLOGA E-MAIL YOLU İLE ABONE OLABİLİRSİNİZ!

Close
Beğensen ne güzel olur!
Bu sosyal medya hesaplarını takibe alarak blogun gelişimine katkı yapabilirsiniz.
%d blogcu bunu beğendi: