Anasayfa / Seyahat, Gezi ve Interrail / Üşü ile Interrail: Öyle Bir Geçer Belgrad Ki

Üşü ile Interrail: Öyle Bir Geçer Belgrad Ki

Sofya’dan çıkıp Belgrad’a hareket eden trene bindiğimizde, ben de, beraber yolculuk ettiğim arkadaşım da bizi orada tam olarak neyin beklediğini bilmiyorduk. Oranın sıkıcı bir şehir olduğuyla ilgili kafamızda oluşmuş bir özyargı vardı ve bunun için -sırf oralardan geçip de Belgrad’i görmemiş olmamak için- gidip yalnızca bir gece kalıp ayrılmayı amaçlamıştık. Sonda söyleyeceğimi en başta söyleyeyim: Fena halde yanılmışız. O yüzden hemen yeni bir rezervasyon yapıp planımızı değiştirerek orada bir gece daha kalmaya karar verdik.

Sofya anılarımda bundan bahsetmemiştim: Trendeyken Bulgar polisi pasaportuma baktıktan sonra Türkçe olarak “Ilg defa mı Bulgar?!” diye sormuştu. Bu komik olayın ardından Belgrad treninde de yine bozuk bir Turkçe ile sorulan bir soru duyduk sınır polisinden: “Nere gidiyor?!”

Bunun gibi ufak tefek bir Türkçe kelime haznesi ve bizim kültürümüze olan ilgi Sırplarda yoğun olarak mevcut. Neredeyse her dizimiz orada da yayınlanıyor ve biz burada nasıl How I Met Your Mother izleyip NYC’de yaşamakla ilgili hevesleniyorsak, onlar da Ezel hayranlığı ile yaşayıp, magazin dergilerinde Türk oyunculara ve şarkıcılara yer veriyorlar. Dürüst olmak gerekirse ben ırkçı ve Türk düşmanı olarak düşünüyordum onları, oysa ki bu tip insanlardan orada neredeyse hiç görmedim. “Muhteşem Süleyman” denildiğinde “Aaaaaa, Turskiiii! Hunkariiiim!” demeyen kız cok az Belgrad’da, inanın bana. Yalnizca sert bakışlarla ve katı bir tutumla yaklaşmayın, insanlara gülümseyin ve emin olun bunu yaptığınız zaman Türklerden cok daha sıcak insanlar olduğunu anlayacaksınız Sırpların.

20130815-141117.jpg

Kapak güzelimiz tamam da, Buğra Gülsoy kim ben bile tanımıyorum. 🙂

20130815-141124.jpg

Bunu tanıyorum ama bak.

Şehre gelirsek kısaca yorumum şu: Çok güzel. Mimariyi sevdim. Yayaların yürümesi için çok fazla yol yapmışlar. Şehir meydanında upuzun bir cadde ve ara sokakları trafiğe kapatılmış ve burada Vapiano’suna kadar pek çok ünlü restoran, çeşitli cafeler, barlar ve giyim mağazaları var. Demek istediğim şu: Belgrad’da Sofya’daki gibi bir kuruluk yok.

Bundan daha ilgi çekici geleceğini düşündüğüm şey ise insanların fiziki özellikleri. Ben bu kadar kaslı, geniş omuzlu, yakışıklı adamı bir arada görmedim, inanın bana. Kız olsam, yaya yolunda dudaklarım ve göz kapaklarım titreye titreye yürürdüm, yemin ediyorum. Çok net konuşuyorum, sevgilin seni aldattı ve unutamıyor musun? Hemen vize almak zorunda olmadığın bu kutsal topraklara gel ve şu adamlara sadece BAK. (Hatta istersen daha da yakından bak.)

E, erkeklerin fiziği muhteşem olur da kadınlar altta kalır mı? Onların da hepsi uzun bacaklı ve halk arasında “at gibi” şeklinde tabir edilen kızlardandı. Yüz güzelliği olarak Sofya kızları kadar duru bir güzellikleri yok ama bu kadar uzun boylu kadınlardan 3 tanesini İstanbul’a getirsen millet karşı kaldırımdan onları keserken kafayı Park Yapılmaz tabelalarına gömer, o derece.

Belgrad’da gezilebilecek yerler oldukça sınırlı ve birbirine yakın. İki günde şehri rahat rahat bitirebilebilirsiniz. (Bu arada tramvaya hiç para vermediğimizi de ekleyeyim.) Kalemegdan’ı görün, alkol kullanıyorsanız iyi bir restoranda Rakija için ve gece gelince kendinizi Pazartesi gecesi bile muhteşem bir eğlencenin olduğu kıyı bölgesine atın. Burada büyükçe tekneler veya platformlar üzerine kurulmuş, denizin üstünde yüzen gece kulüpleri bulunuyor. Bir tanesinin ismini vereyim ki sorarak o bölgeyi bulabilin: Freestyler. (Buldum, Gazela Köprüsü olarak geçiyor o bölgenin ismi.)

Diskolarda içki çok ucuz, kızlar çok güzel, erkeklerin zaten neredeyse hepsi manken gibi. Ayrıca insanlarda gram kompleks, ego, kıskançlık ve kasıntılık yok. Dilediğinizce eğlenebilirsiniz, kendinizi hiç kasmadan. “Serve the hotties first” kuralı bile yok içeride, öyle söyleyeyim. Ben hayatımda bir tek Salamanca’dayken BU kadar eğlendiğimi hatırlıyorum. Düşünün ki bir de Pazartesi ve Salı geceleriydi bu, haftasonunu tahmin bile edemiyorum.

Freestyler'dan bir görüntü.

Freestyler’dan bir görüntü.

Sözün özü, muhteşem zaman geçirdim Belgrad’da. Güzel anılar ve güzel arkadaşlıklarla ayrıldım şehirden. Gezerken, “Keşke buraları kaybetmeseydik, Avrupa’ya dokunduğumuz nokta burası olsaydı,” diye düşünmüş olsam da, “O durumda şehrin belediye başkanı Kadir Topbaş, bu parkın yerinde 18 minareli bir cami, şu gece kulüplerinin yerinde de balık ekmekçiler olurdu herhalde,” diye düşünüp hemen bu düşünceden vazgeçtim. 🙂 Hepinize tavsiye ediyorum Belgrad’ı. Görmemek büyük bir kayıp olur hayatınızda.

Zagreb’de görüşmek üzere!

Belgrad hakkında sizin de söyleyecekleriniz varsa ya da “Gençlik bitmiş yahu! Bu ne, sürekli içki ve kızları anlatmışsın! Heeey gidi Acun Firarda nesli!” türü söylemlerle Mehmet Şevket Eygi triplerine girmek istiyorsanız, yorumlarınızı;

  • http://ask.fm/UsenenAdam adresinden üye olmaksızın ve anonim olarak bana gönderebilir,
  • Aşağıdan yorum olarak yazabilir,
  • Yukarıdan iletişim bölümüne girerek mesaj şeklinde bana ulaştırabilir,
  • “Ya oğlum, aynı yazıyı yapıştırmışsın direk!” diye cümleler kurup minik kıskançlıklara girebilir;
  • Ya da bunu gerçekten çok isteyerek, düşünce gücünüzle evrene mesaj gönderip bir sonraki şehirde benden size meydanda buluşma sözü gelmesini sağlayabilirsiniz. (Gelme garantili.)

Dipnot: Bu yazı Hırvat klavyesiyle yazmaya başlanıp iPhone ile bitirildi ve her zamanki yazı tarzımla aynı formatta yazabilmek için yine işkence çektim. Kıymetini bilin. 🙁

BLOGA E-MAIL YOLU İLE ABONE OLABİLİRSİNİZ!

  • Ahmet

    Yazılarını okuması keyifli, uslubun güzel. Sıradan tüm yazıları okuyorum kafama estikçe yorum atarım buralara.

    • Eyvallah, çok sağol.

Close
Beğensen ne güzel olur!
Bu sosyal medya hesaplarını takibe alarak blogun gelişimine katkı yapabilirsiniz.
%d blogcu bunu beğendi: