Anasayfa / Ateş Püsküren Uzun Yazılar / Din, İslâm ve “Saygı Duymak Zorundasın!” Tribi Üzerine…

Din, İslâm ve “Saygı Duymak Zorundasın!” Tribi Üzerine…

Bu ülkede inanç özgürlüğü yok. Hayır, siyasi haklar olarak kastetmiyorum. Öylesinden zaten yok. Demek istediğim, toplumda, halk arasında da böyle bir hak verilmiyor kimseye. Yaratılan psikolojik baskı ortamıyla sen çoğunluğa uymak zorunda bırakılıyorsun. Eğer buna uymazsan, bu sefer, yaptığın şey otomatik olarak onlara bir hakaret gibi algılanıyor. Sebebi de şu: Sen “Ben senin dinine inanmıyorum” dediğin anda, bir şekilde, söylediğin şey “Senin peygamberin yalancı” demek anlamına geliyor bu dimağlarda.

Yani düşünün, adam size gelip diyor ki, “Geçmişte Arap yarımadasında yaşamış adam var, parmağıyla işaret edip ayı ikiye bölmüş.” “Hmm, ok.” diyorsun, geçiyorsun. Hiçbir şekilde kimseye ne bir tahrik var ortada, ne kimsenin inandığı bir şeye karşı yaptığın bir hakaret. Sadece, “Ok, tamam” deyip geçiyorsun. Bu sefer herif sana gelip soruyor: “Ne yani? Ne ‘OK’?! Sen gerizekalı mısın?! Gerizekalı mısın sen de inanmıyorsun buna?!”

Ondan sonra al başına belayı… Yahu inanmıyorum kardeşim. Aaa! Zorla mı inanacağız yahu?

Sonra da ikinci mermiyi atıyor karşıdaki: “İnanmayabilisin ama benim inancıma saygı duymak zorundasın!”

Hah! İşte bu tribe ben hastayım abi. Bu öyle bir paradoks ki, Arnauld Paradoksu yanında halt etmiş! Dostum, canım benim, ben zaten senin inancına saygı duyabilecek olsam gider 7/24 imana bağlarım kendimi. Namazı, orucu geçtim, gidip tekke ve zaviye açarım, niye burada böyle oturayım boş boş? Demek ki saygı duyamıyorum; saygı duyulası gelmiyor senin inancın bana demek ki. “Siyah köpek gördüğünüz yerde öldürün”, “Kertenkeleyi tek vuruşta öldüren 100 sevap points kazanır” tarzında hadisleri zamanında okuyup okuyup varolan saygımı yavaaş yavaş kaybetmişim demek ki. Daha ne saygısından bahsediyorsun?

Dün akşam biraz trollük yapayım dedim. Twitter’da şöyle tweetler attım:

IMG_0084

Garip olan şu: “Soysuz Ekşi Sözlük!!!” diye hashtag içeren tweet’ler atıyorum AMA profilimde “Ekşi Sözlük yazarı” ibaresi var. “NECİP FAZIL!!!” tribinde entry’ler giriyorum AMA bir alttaki entry’m #BenBirAteistim hashtag’iyle verilen ve kendi fikirlerimi içeren bir entry… Ve buna rağmen, işte yaptığım bu ufak çaplı trollüğün sonucu:

IMG_0083

Ben bu insanların nesini eleştiriyorum, biliyor musunuz? (Yukarıdaki nickler için konuşmuyorum, söz meclisten dışarı. )

1) Bu insanlar kendi dinini bilmiyor. Kendi dininin %80’ini oluşturan hadislerin belki de hiçbirini açıp incelememiş. Kütüb-i Sitte denilen 6 hadis kitabının birini bile açıp bakmamış. Onu geç, Kuran’ın Türkçesini bile başından sonuna kadar okumuşlukları yoktur belki. Ama Müslüman bunlar… Nasıl oluyorsa? Yani birisi senin kulağına eğilip “pıspıspıspıs” diye bir şey söylediğinde, o söylenen şeye inanman için o şeyi net olarak duyman, söylenen şeyi iyice anlaman, iyice idrâk etmen gerekmez mi? E adam inanıyorum dediği dini hiç tanımıyor ki? Sırf babadan, dededen öyle şeyler gördüğü için yapıyor. Bir gram sorgulama yapmamış, araştırma yapmamış. Yavrum, ben senin neyine saygı duyayım? Bizler mi? Emin ol, en sıradan Türk ateisti bile, bulunduğun muhite müftü olacak kadar iyi biliyordur İslâm’ı.

2) Bu insanlar Müslüman değil, geleneklere tapıyor. Yahu, dün akşam TV’de Abdülaziz Bayındır vardı. Seversin, sevmezsin, orası ayrı ama adam birkaç yıldır her Ramazan ayında çıkıp diyor ki, “Fazla oruç tutuyoruz.” Dün de çıktı, sabah ezanı okunduktan sonra su içti, bir şeyler anlattı. Durumu izâh etti. Programın mail kutusunu bombaladılar, nasıl izin verirsiniz falan diye. Yahu adam bilimsel araştırma yaptırtmış, yanlış tana göre oruç tutuyormuşsunuz işte. Kendine niye eziyet ediyorsun? “Ama biz atalarımızdan öyle gördük.” Lan sığır, Kuran’ın kendisini aç, “Siyah iplik – Beyaz iplik” diye anlatıyor zaten. Oruca başlarken camı aç, ufuklara bak. Görüyor musun o beyazlığı, o ayrımı ufuklarda. Yok. Demek ki Kuran’a göre tutmuyorsun orucu. Eee, sen Müslüman değil miydin? Neden Kuran – gelenek tartışmasında geleneği tercih ediyorsun? Bak, ne diyor Elmalılı’nın çevirisinde:

Onlara: «Allah’ın indirdiğine uyun.» denildiğinde, «Hayır, atalarımızı neyin üzerinde bulduksa ona uyarız.» dediler. Ya ataları birşeye akıl erdirememiş ve doğruyu seçememiş idiyseler? (Bakara, 170)

3) Bu insanlar Müslümanlığın dogmatik bir din olduğunun farkında değil. Nedir dogma? “Bu böyledir” deyip inanmaktır. Teslimiyettir. Dikkat edersen İslâm kelimesi de Arapçada “teslim” kelimesinin kökünden gelir. (s-l-m) Önce araştıracak, sonra inanıp teslim olacaksın. Sen hâlâ yok domates Allah demiş, yok soğan Hz. Yuşa diye ağlamış, yok Mars’ta Allah diyen Higgs bozonu bulunmuş tribindesin. Hâlâ aslında zayıf olan inancını bunlarla sağlamlaştırmaya çalışıyorsun… Yok denizler karışmıyor, uzayda bangır bangır ezan okunuyor falan. Böyle bir fantezi dünyasındasın. Mucizeler görmek zorunda hissediyorsun. Oysa İslam, kitabın içinde tek mucizenin Kuran olduğunu zaten kendisi söylüyor. Aç, oku canım kardeşim. Mucize falan yok.

4) Bu insanların büyük kısmı yanmaktan korkmasalar inanmayacaklar. Çok ciddiyim. En büyük argümanları nedir Ateizm’e karşı? “Düşen uçakta Ateist olmaz.” E, demek ki sen bir gün “uçağın düşecek” diye inanıyorsun İslâm’a. Demek ki senin inancın o kadar da sağlam değil. Cehennem diye bir şey olmasa, inanmayacaksın belki… Yani düşünsene, diyelim senin Allah’ın sana “Cennet ve cehennem yok. Ödül de, ceza da yok.” demiş olsa namaz kılıp oruç tutacak mıydın? Sana “Tomurcuk göğüslü bakireler” vaadedilmese veya g.tünü yakıp kavuracak ateşlerle korkutulmasan, aslında o kadar da sevmiyorsun bence sen Allah’ını. Ha? Ne dersin?

Şimdi ben bu adamların inancının nesine saygı duyayım, söylesenize. Hiçbir şeyine…

Peki ben konu din ve vicdan olduğunda neye saygı duyarım, onu biliyor musun?

1) Senin dininin kendisine değil belki, ama senin ibadet etme özgürlüğüne, din ve vicdan hürriyetine saygı duyarım.

2) Senin dini figürlerine, mitolojik karakterlerine değil belki; ama istediğin şeye inanma özgürlüğüne saygı duyarım.

3) Dinini öğrenme, öğretme hakkına ve özgürlüğüne saygı duyarım.

4) Devlet dairelerinde de dahil olmak üzere, başörtüne, takkene, seccadene, namazına saygı duyarım; ama senden de küpeliye, saçı uzuna, mini etekliye ve diğerlerine saygı göstermeni beklerim.

5) Dininle ilgili sıkıntı duyduğunda, baskı gördüğünde, bununla ilgili hakkını aramana ve kendini ifade etmene saygı duyarım. Samimi olduğuna inanırsam sana destek bile olurum.

Şimdi anladın mı sevgili kardeşim? Umarım derdimi anlatabilmişimdir . Ve umarım artık bu “Saygı duyacaksın!!!” geyiği artık yavaş yavaş son bulur. İki tarafın birbirini anlaması önemli olan. Ben de içimden geçenleri yazdım. Sürç-i lisan ettiysek affedin artık.

Bu konuda sizin de fikirleriniz varsa ya da “Senin boğazını kesip kalbini yiyerek üstünde zıplayarak tekbir getireceğiz!” diye tehdit etmek istiyorsanız,

  • http://ask.fm/UsenenAdam adresinden üye olmaksızın ve anonim olarak bana soru gönderebilir,
  • Aşağıdan yorum olarak yazabilir,
  • Yukarıdan iletişim bölümüne girerek mesaj şeklinde bana ulaştırabilir,
  • Bu konuyu içinizde tutarak Allah’ımdan bulmamı bekleyebilir,
  • Tarihteki büyük İslam âlimlerine dûa ederek onların rüyamda bana tebliğ etmesini sağlayabilirsiniz. (Gelme garantili.)
BLOGA E-MAIL YOLU İLE ABONE OLABİLİRSİNİZ!

Close
Beğensen ne güzel olur!
Bu sosyal medya hesaplarını takibe alarak blogun gelişimine katkı yapabilirsiniz.
%d blogcu bunu beğendi: