Anasayfa / 2013 / Haziran

Aylık Arşiv: Haziran 2013

Küreselleşen Dünyada Türk Kadınının Bekaret Sorunsalı ve Türk Erkeğinin Dünyadaki Bakiropolitik Yeri

Liseye geçmeyi müteâkip bolca duymaya başladığımız ve üniversite hayatı boyunca da sıkça işittiğimiz, çoğu kez biz erkek milletini boynu büyük bir vaziyette “blue balls” ile eve döndüren, kızları da “aile baskısı vs. sürekli bastıran hormonlar” savaşında sivilce ve dert içinde bırakıp tumblr’larda kaslı erkek fotoğrafları paylaşan seksomanyaklara çeviren bir kelime var: Bekaret. Bu yazıda, sizin de izninizle, bu bekaret konusunu işleyip mümkünse toplumdaki bu çileye, bu kabuk tutmuş yaraya bir son vermeye çalışacağım. Devamını Oku »

Wanted (Dead or Alive)

Müz Cümhüriyeti

Google’da bu yazıyı aratarak bloga giren kişiyi arıyoruz. Görenlerin, bilenlerin insaniyet namına haber vermeleri rica olunur.

Müdüriyet.

Ask.fm’den Seçme Sorular ve Cevapları

Bildiğiniz veya bilmediğiniz üzere geçtiğimiz günlerde bir ask.fm hesabı açtım ve burada bir yandan ben bana sorulan soruları yanıtlarken bir yandan da saçmasapan sorulara verdiğim absürt cevaplarla birkaç gündür çok eğleniyoruz. İşte gelen bu saçma soruların ve cevapların arasında hoşuma giden birkaç güzel soru da oldu ki, onların orada, diplerde kaybolup gitmelerine gönlüm hiç razı olmadı. O yüzden oradan o soruları çekip, çıkarıp düzenleyerek burada sizlerle paylaşmak istedim.

Elbette geride kalan sorular arasında da güzel ve akıllıca şeyler olabilir, kimseye haksızlık olmasın. Yalnızca göz ucuyla aşağı doğru inerken benim gözüme şimdilik bunlar çarptı. Diğerlerini incelemek veya yeni soru(lar) sormak için http://ask.fm/UsenenAdam adresini kullanabilirsiniz. Devamını Oku »

Okunmaması Hata Olan Kitaplar #1

Üşü’den yılın hizmeti! Karşı cinsten hoş insanların olduğu masalarda, havalı ortamlarda “favori kitaplarınız” muhabbeti dönünce kuruyup kalıyor musunuz? Millet patır patır alıntılar yapıp, yazarları sıralayıp artislik yaparken sizin cümleleriniz “Stefın Kink’in bi romanı vardı yaa neydi adı?”, “Ben İlber Ortaylı okuyorum :(“ “Pink Floyd aslında çok iyi romancı” falan seviyelerinde mi? Üzülmeyin, doğru yerdesiniz!

Devamını Oku »

Nasıl Kezban Olunur?

Kezban, kezban, kezban… Şu kelimeyi yerli yersiz kullanmasak artık? Hak eden, etmeyen herkese patır patır yapıştırır olmadık mı bu sıfatı? Tamam, hak edenlere az bile! Ama düşünün; hak etmeyenlere yazık değil mi?

Bu konuda bizim erkek milletinin kusuruna bakmayın kızlar. Bazı özgüvensiz moronlar var aramızda ve bunlar bazen beceriksizliklerini örtbas edip kendi küçük dünyalarında tekrar mutlu olabilmek için gayet düzgün hatunlara da kezban yaftası yapıştırıp egolarını tatmin edebiliyorlar. Mesela eleman kızdan numarasını istedi ve kız vermedi mi? Pat yapıştırır lafı: Kezban! Ulan belki tipin armut gibidir de kız senden hoşlanmamıştır, numarasını da o yüzden vermemiştir; olamaz mı? Belki düzgün yaklaşamadın kıza? Belki korktu? Belki telefon sapığı tipi gördü sende? Ne biliyorsun numarasını kimseye vermediğini? Unutmayın ki telefon numarası burada sadece bir örnek.

İşte bu ayrımı bitirebilmek için sözlükte çok uğraştığım kezbanların bir tanımını yapıp vatana millete bu konuda bilgilendirme hizmeti yapmak istedim. Nedir kezban? Hangi özelliklere sahiptir? Neyle beslenir? Hemen şöyle bir bakalım. Devamını Oku »

İzlenmemesi Hata Olan Filmler #1

Bazen benimle aynı masada oturan bir adam görüyorum, herif sıfır. Sıfır ya. Film kültürü denen şey yok. Adamı al, beynini izlemek için makineye bağla, ekranda ancak Şaban, Jet Li filmleri filan görürsün; iş o derece berbat durumda. Aynı şey bir kadın için de geçerli olabilir tabii. Bu şahıslara bir filme göndermeli bir espri yapıp da sonuç beklediğim zamanlar oldu. Sonuç elbette hüsran. Ondan sonra Üşü espri yapamıyor… Hadi oradan :/

Onun için aklıma gelen ve bana göre herkesin izlemesi gereken birkaç filmi şöyle bir sıralayayım dedim. Belki ikinci, üçüncü, dördüncü bölümlerini de yazabilirim bunun, neden olmasın?

Hazırsanız başlayalım. Devamını Oku »

Mükemmel kadın nasıl olursunuz?

1) Diğer kadınların ne düşündüğünü umursamayın.

2) Hiç kimsenin ne düşündüğünü umursamayın.

3) Gerçekten içinizden gelmedikçe “Oku-okulu bitir-koca bul-evlen-kariyer yap-çocuk yap…” diye giden bir hayat çizgisini kendinize uydurmaya çalışmayın.

4) İstediğiniz saç şeklini yapın ve istediğiniz gibi giyinin.

4) Gece yanınızda erkek olmadan bir yere çıkmama prensibini unutun. (Biber gazının gücüne inanın.)

5) Kendinizi hazır hissettiğinizde sırt çantanızı alıp dünyayı dolaşın. Param yok da demeyin; bunu beş parasız yapanlar bile var.

6) İnandığınız bütün değerleri sorgulayın; mesela dini inancınızı veya Atatürk’ü. Bunları sevmeyin veya inanmayın demiyorum ama sorgulamadan inanmayın.

7) Önce babaya, sonra sevgiliye, daha sonra da kocaya tapmayın.

8) Özel hayatınız her zaman olsun; Facebook ya da mail şifrenizi sevgilinize vermeyin. (Bu nasıl bir kafa?)

9) Bir hobiniz, iyi bir müzik zevkiniz, adam gibi bir film kültürünüz olsun. Biraz gazete okuyun, gündemde olan şeyleri takip edin. Odun gelip odun gitmeyin.

10) İyi sevişmeyi öğrenin, yatakta ahlâksız olun ve 30 yaşınıza geldiğinizde yatakta hâlâ yüzünüzde “Annem beni böyle görse öldürür” ifadesi olmasın :/

11) Özgüvenli ve biraz cazgır olmanız iyidir. Biri sizi ezmeye kalkarsa nerede olursa olsun ağzına sıçın.

12) Bütün bunları gerçekleştirdikten sonra bana ask.fm’den mesaj atın, telefonunuzu verin, güzel bir sofra hazırlayıp şarap açıp gelmemi bekleyin.

Cehalet genellikle bilgi sahibi olmaktan daha çok özgüvene…

tumblr_m9bltbcql11rbj6m8o1_1280[1]Cehalet, genellikle bilgi sahibi olmaktan daha çok özgüvene sebep olur.

Charles Darwin

Egemen Bağış’ın zekasıyla neler yapılabilir?

1) Yemek yiyebilir, su içebilirsiniz.
2) Yatağınızı bulup, yorganı açıp uyumanız mümkündür.
3) Peker Açıkalın’ın oynadığı filmleri %100 anlayabilirsiniz.
4) Yardım almadan üzerinizi değiştirebilirsiniz.
5) Avrupalılara “Put it into your appropriate place” gibi muhteşem cümlelerle kapak yapabilirsiniz.
6) 2012 Avrupa Birliği İlerleme Raporu’na karşı “Rapor öyle olmaz, böyle olur!!!11” diyerek kendi ilerleme raporumuzu yazabilir, sonra “Bu da Avrupa Birliği’ne kapak olsun” modunda gururla kameraların karşısına geçebilirsiniz.
7) Bakanlık sitesine yazdığınız bütün yazılarda soru işaretlerinden önce boşluk bırakabilir, diplomatik bir üslûpla yazılması gereken bir belgede, “Turkey is not a banana republic!!!111”, “Eğer dertleri buysa hiç kusura bakmasınlar. Tayyip Erdoğan’ın liderliği altında eziliyor olmak bu ezikliği yaşayanların sorunudur!!!!!” gibi anlamlı cümleler kaleme alabilirsiniz.
8) Hepsinden daha güzeli, bu ülkede bakanlık yapabilirsiniz.

5.1.2014 tarihli edit: Sonunda! 🙂

Sen de başını alıp gitme, ne olur.

İnsanların bir şeylere duygulanması bana bazen çok komik geliyor. “Sana kız mı yok abi?” kafasında değilim de, hayat her türlü devam ediyorsa ne diye duygularının esiri olasın ki? Annen baban ölse eyvallah da, “O benden gitti :(” diye triplenmelere mesela hayatta anlam veremem. O benden gitti ne lan? “Ben mi çok odunum acaba?” diye sorduğum da olur yer yer kendime ama hayatıma giren her hatun “Sen çok duygusal birisin” diyorsa bir bildikleri olmalı. Duygusal olmakla ota boka tribe girmek arasında çok fark var arkadaş. Bir düşün, bence o ruh halini biraz kendin istiyorsun. Kendini ezmeye ihtiyacın var, yalan mı?

"Gitme gülüm şu gönlümden. Hasretlik bizi güldürmez." :(

“Gitme gülüm şu gönlümden. Hasretlik bizi güldürmez.” 🙁

Bu tribe girip şiir yazanlar olur ya, mum falan yakar bunlar, sigaralarından duman alıp mükemmel satırlar yazdıklarını düşünürler ama kağıttaki gerçek “senı o kadar sevdımkı gulden gul desen gulecek ol desen olecek kadar cesaretım vardı bıtıı mutlu ol HEEE unutmakı arkana dondugunde bende cok buyuk bır izin kaldı kendımı laflarla avutuyorum kolay deil bir kere sevdim bir kerede ölmek istiyorum senınle ayrı gunum benı olmekten beter edıyor ;(;(” boyutundadır hani. İşte bu kare kimisi için duygusal gelebilir, bana göre içler acısı ve bok gibi. En muhteşem sevgilim benden ayrıldığında, “Adriana Lima güzelliğinde bir Madam Curie olmadığına göre çok da fifi” diye düşünmüşümdür. Hayatta her şey ters gitse bile “su yolunu bulur” en güzel prensiptir benim için.

Bu konuda şimdilik bu kadar konuşayım. Sözlerimi İclal Aydın’ın Tuna Kiremitçi’ye yazdığı muhteşem yazı ile bitiriyorum, buyurun.

Close
Beğensen ne güzel olur!
Bu sosyal medya hesaplarını takibe alarak blogun gelişimine katkı yapabilirsiniz.